
Sevgi ile ve SEVGİ için yaratıldı KAİNAT.
Başlangıcımız da,menzilimiz de sevgi idi..
Ancak yola çıktıktan sonra, zaman zaman şaştı rotamız.
Unutunca özümüzü ve gayemizi,değişti sevgi ile mayalanan iklimlerimiz..
Acılar hüküm sürmeye başladı gönül dünyalarımızda, unutulunca sevgi..
Dün ve bugün, yaşadığımız tüm olumsuzlukların yegane sebebi,insanların sevgisizliği değil de nedir?
Günümüz sevgileri de maddeye esir olup,terk edişler,vazgeçişler sevginin önüne geçmişken,sevginin sonsuzluğuna dair inanç kalmamışken yüreklerde,asırlar ötesinden bir sevgi kucaklar görmek isteyen herkesi..
Öyle bir ‘’SEVGİ’’ dir ki,,gerisi vesairedir..
Yaratılışımıza sebep,kainatın Efendisi Gönüllerin Gül Peygamberi Aleyhissalatü vesselam’ın sevgisi ezelden ebede kadar,canlılığını hiç yitirmeden süregelen en kuvvetli ve tek sevgidir..
İnsanlık, gökten rahmet beklercesine,dünyayı boğan zulmetten kendilerini kurtarıp,sevginin ışığı ile aydınlanmayı beklemektedir..
Küçüçük kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü,kadınların para ile alınıp satılan bir eşya muamelesi gördüğü,sevgi ve şefkatin adının bile geçmediği bir garip zamandır yaşanmakta olan…
Ve O gelir dünyaya..,(a.s)
O’nun gelişiyle bambaşka bir kimliğe bürünür dünya!
Önce mucizelere gark olur..
O büyüdükçe,içerisindeki o eşsiz sevgi dalga dalga yayılır her bir zerreye..
Öyle bir sevgidir ki !…
Ve öyle bir sevgilidir ki O! (a.s)
En acizinden en zirvedekini kapsayan,en iyisinden en kötü huylusuna kadar çevresindeki tüm insanları kucaklayan..
Yeni Müslüman olan ve karşısında Efendiler efendisini görünce,heyecandan titreyen göçebeye tebessümle:
-Arkadaşım,sakin ol,ben Kral değilim,Kureyş kabilesinden kurutulmuş ekmek yiyen bir kadının oğluyum.demek suretiyle,tevazuunun da en az sevgisi kadar derin olduğunu göstermiştir.
Hz. Ömer umre için izin istediğinde de izin verip:
-Kardeşcim,der ‘’Duanda beni de unutma…’’
Hz. Ömer öyle sevinir,öyle bir hoşnutluğa gark olur ki..
-O’nun bana,’Kardeşcim’’ demesinden duyduğum sevinci,bana dünyaları verseler duymazdım.der..
Kendisine inananları sonsuz vefasıyla,inanmayanları ise,onlara gösterdiği büyük özveri ve şefkatle kendisine hayran bırakır..
Kabe’de üzerine pislikler saçılırken de,
Taifte taşlanırken de,
Ülkeler fethedip sevgi ve coşkuyla karşılanırken de içinde ‘’SEVGİ’’ vardır hep..
Bu yüzdendir, geçtiği yollara dikenler atıp,kendisini taşlayanlar için dahi Rabbinden rahmet dileyip;
-Ey Rasul dile,şu dağları sana eza ve cefa verenlerin üzerine yıkayım. diyen Cebrail Aleyhisselama;
-Onlar bilmiyorlar,bilselerdi böyle yapmazlardı.demesi..
O ‘’Sevgi’’ peygamberidir ve herkesi kapsamaktadır sevgisi….
O sonsuz şefkat ve muhabbetiyle yeşertmiştir kurak topraklara dönen gönülleri..
Yoldan geçen cenazeyi görüp ayağa kalkması üzerine,arkadaşlarının;
– ‘’Ama o bir yahudi’’dir,diyerek cenazesine saygı göstermesinin gereksiz olduğunu vurgulamaları üzerine:
-Aynı zamanda bir insandır.Diyerek,insana verilmesi gereken değeri en güzel şekilde göstermiştir..
Duaları hep ümmeti içindir..
Düşüncesi sadece kardeşleridir..
Yedi kat semayı gezerken de, hasır üzerinde secde ederken de,
En büyük dileği Rabbinden,ümmetinin sonsuz saadetidir..
Zeyd oğlu Abdullah,canı sıkkın bir şekilde otururken onun bu durumu Efendimizin dikkatini çeker:
-Ey Abdullah niçin bu kadar hüzünlüsün? Diye sorar şefkatle..
Abdullah derin bir iç çekişle cevap verir güllerin Efendisine;
-Ya rasulallah,burada senden azıcık uzak kalsak,içimizi kasvet basıyor.
Ancak senin gül yüzünle,sohbetinle mutlu oluyoruz.
Düşünüyorum da,ahiret yurdunda halimiz nice olur?
Sen Bir Peygambersin ve senin yerin belli.
Acaba bizler cennete girebilecek miyiz?
Girsek bile,seni görebilecek miyiz?
Sonsuz bir hayat boyunca sensiz kalmaya güç yetirebileceğimizi sanmıyorum…
Nur yüzüne bir tebessüm yayılır Efendimizin.(s.a.v)
Ve asırlar sonra bizleri bile ümitlendiren şu sözü söyler:,
-KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR….
Seni sevdik SULTANIM..
Ve çok sevindik her asırda bu müjde ile..
Seni ve senin hürmetine bizleri yaratan,senin ümmetin olma şerefi ile şereflendiren Rabbimizi de sevdik..
O’nun bizi sevmesinin daha önce olmasının bilinciyle..
Isıtıyorsun,asırlar sonrasında gelen ve seni çok seven kardeşlerinin yüreklerini..
Hani ; ‘’Beni görmedikleri halde,bana İman eden eden kardeşlerimi görmeyi çok isterdim.’’ Buyurmuştun ya…..
Ahh Sultanım…
Bizler de öyle çok istiyoruz ki senin gül yüzünü görebilmeyi..
Öyle çok istiyoruz ki,Kevser ırmağı kenarında ,dizlerinin dibinde durabilmeyi..
Ve ebediyette hep seninle kalabilmeyi..
Utanarak,sıkılarak belki ama,çok istiyoruz Efendim..
Ne yüzümüz var huzuruna çıkmaya,ne de senin derecene ulaşacak amelimiz..
Ama hiç şüphesiz biliyoruz ki,sen sevgi Peygamberisin..
Bırakmazsın bizleri….
Çaremiz SEN’sin!
Umudumuz SEN!
Sevgiye sebebsin..
Sevindirir diye umduğumuz bir tek SEN..
Hasretle,muhabbetle anıyoruz SEVGİLİ..
Sana kainattaki zerrelerin Rabbimizi tesbih edişi adedince salat-ü selam olsun..
Yüreklerimizden gül kokunu eksik etme Efendim..
Gül kokulu,dua ve muhabbet dolu kandilimiz mübarek olsun..
Dualarınızda hatırlanmak ümidiyle….
( GÜLAYCE arkadaşım çok güzel bir etkinliğe ev sahibeliği yapıyor ve ben de bu yazıyı arkadaşımın düzenlediği ” İslamın Işığında Dini Etkinliği” ne gönderiyorum..)