ÇOK PRATİK PİZZALI KAHVALTI VE ÇOK MÜBAREK BİR GECE

Ufacıktın,bir zamanlar…
Masum bakışlarınla hayata ilk açtığında gözlerini ve baktığında çevrene ne büyük mutluluklara gark etmiştin onları…
Sen savunmasızdın,muhtaçtın…
Bir melektin,herşeyden habersiz..
Ağlama diye kucaklarda taşındın,sen neşelen diye türlü şaklabanlıklar yapıldı etrafında..
Az biraz büyüyünce, beklentiler oluşmaya başladı haliyle…
Akıllı davranışlar,olgun hareketler istenmeye..
Şımarmaya kalkışsan,”ayıp” denildi..
Derslerinde iyi not alman gerekti daha çok sevilmen için…
Saygıyı haketmen için örnek ve başarılı olman…
Büyüdükçe, beklentiler çoğaldı..
Senin kararlarından çok,seni büyütenlerin,o güne getirenlerin düşüncelerini benimsemen istendi çoğu kez…
Ve karşı çıktığın zaman ” hayırsız” damgasıyla damgalanmış buluverdin kendini şüphesiz..
Daima yüksek dozda performans beklendi senden..
Sen de karşındaki mükemmel olsun istedin…
Dağ gibi arkanda duracak,her halükarda seni bırakmayacak insanlar bekledin,hala da beklemektesin..
Anne-Baba isen,evladın, hep seninle olsun,senden kopmasındı dileğin..
Evlatsan; hatalarında,kusurlarında hep senin tarafında duracak,seni herkeslere karşı savunacak bir ebeveyndi istediğin…
Dış görüntüye takılıp kaldın çoğu zaman,çoğusu da senin görselliğinle ilgilendi ruhundan çok..
Toplumdaki yerini maddiyatın belirledi,maddenin ön plana çıktığı tüm zamanlarda..
Ya bilgili olmalı veya üst düzey maddeye malik olmalıydın şu dünyada değer görebilmek için..
Öyle zamanlar da oldu ki,yaptığın bir yanlış,tüm doğrularını alıp götürdü senden..
Dostlarını,başarılarını ve hatta aileni bile…
Hayatta hep bir bedel ödemek zorunda bırakıldın…
Hep karşılıklı beklentilerle sürüp giden bir hayattı yaşadığın..
Çıtaların yüksek tutulduğu,sürekli olarak daha fazlasının beklenildiği doyumsuz bir hayat…
Ve bu hayatta seni ”SEN” olarak kabul eden yegane varlık hiç şüphesiz ki,seni yaratan,hiç yokken var eden, sen O’na karşı kulluk vazifelerini yapmadığın zaman bile ümidini kesmeyip,hep bir açık kapı bırakan ”Rabbin” oldu..
O (c.c) senden olağanüstü başarılar beklemedi…
O’nun sevgisi senin kazancına göre şekillenmedi..
O senin dış görünüşünle hiç ama hiç ilgilenmedi…
Sen O’na bir adım gitsen,O sana koşarak geldi…
Sen O’na yalvardığın zaman asla ve asla yüz çevirmedi..
O seni hatalarınla,kusurlarınla bile sevdi…
O’nun huzuruna çıkman için,marka kıyafetler giyinmen,süslenmen hiç gerekmedi..
Senden istediği,sade ve sadece tertemiz bir yürekti…
Ve günümüzde lafı bile edilmeyen iyilerdi Yüce Rabbin bizden istediği…
Bir zerre miktarı bile iyilik geçse kalbinden,O’nu hanene yazıyor Yaradan…
O’nu memnun etmek için,dokuz takla atmaya,çok büyük iyilikler yapmak için yarışmaya da gerek yok üstelik..
O’nun rızası ve insanların iyiliği için,yoldaki bir çalıyı bile yerden kaldırmana Cennetleri verecek kadar önemsiyor  iyiliğini..
Tebessümünü bile,öyle çok ciddiye alıyor ki,sadaka sayıyor gülümsemeni…
İyilik düşünmeni iyilik sayıyor,kötüye niyet edip vazgeçince,hanene iyilikler dolduruyor en cömert haliyle..
Sen milyonlarca insan arasında dolaşıp,kimse seni fark etmezken,o seni farkediyor..
Nefes alışında O var,verişinde bile…
Karşına çıkardığı zorluklarla senin mükafatlarını arttırıyor müsterih ol..
Ve sen O’nu bıraksan bile,o son ana kadar bırakmıyor emin ol…
Hep bir ışık bekliyor senden..
Sen en beşeri halinle hata-kusur işlediğin zaman,tüm sevdiklerin arkasını dönerken bile,o asla ümidini kesmiyor..
Seni cezalandırmıyor…
O’na döneceğin günü bekliyor…
Hz. Mevlana’nın dediği gibi,hep çağırıyor seni..
Gel..
Gel..
Her ne olursan ol,yine gel..
Yüz kere,bin kere tevbeni bozmuş olsan da GEL..
Hep ”Sevgi”ye, ”Hoşgörü”ye,”İyilik” e çağırıyor..
Çünkü seni Kainatın En Şereflisi olarak yarattı..
Çünkü,gizli bir hazineydi bilinmeyi murat etti de,insanoğluna hayat verdi…
Şefkatiyle,muhabbetiyle sonsuz Rahmetiyle bir yürek kadar yakınında…
”Ben Kainata sığmam ancak,Mü’min kulumun kalbine sığarım .”buyuruyor Hadis-i Kutside..
Ve Kandiller armağan ediyor kullarına…
O’na daha yakın olalım,af ve mağfiret dileyelim,O’nunla dolduralım kalbimizi diye,bize kutlu gecelerinde milyonlarca kat daha sevap yazıyor..
Feyz ve bereketin çağlayanlar gibi coştuğu,Peygamber Efendimizin (s.a.v) yedi kat semayı ve alemlere seyahat edip,biz ümmeti için sayısız müjdelerle döndüğü bu mübarek gecede,Rabbimizle aradaki pedeleri kaldırıp,O’nun himayesinde,geçmişimizdeki hatalarımızın affı,geleceğimizinin hem O’nun rızasına muvafık,hem de gönlümüzün istediği kıvamda şekillenmesi için,en çok da birbirimiz ve yardıma ihtiyaç duyan  milyonlarca insan için dualarımızı eksik etmeyelim..
Şu zamanda, vakitli vakitsiz,başımız sıkıştığı,işimiz düştüğü vakit,hemen koştuğumuz,içimizi döktüğümüz,yalvardığımız bazen  sitem bile ettiğimiz fakat asla ve asla geriye çevrilmediğimiz, Yaratıcımızdan başka kimimiz var ?
Bizim,çok cömert,Rahmeti sonsuz,bir yürek kadar yakınımızda,kullarını çok seven, çok büyük RABBİMİZ var…

PRATİK TENCERE PİZZASI :

İbadet edebilmek için de, helalinden yemeye,içmeye ihtiyacımız var değil mi? :))
Ne büyük lütuftur ki, Rabbimiz,kullarından yiyip,içmeden kesilip ibadet etmelerini değil,herşeyi yerli yerince ve kararınca yapmalarını istiyor..
Yiyim,için ancak israf etmeyin,buyuruyor..
Kazançlarımızı helal yollardan temin edip,hiç kimsenin rızkına göz koymamamızı tembihliyor..
O ne diyorsa,hep insanlığın menfaati,huzur ve saadeti bunu gerektirdiği için istiyor…
İslamiyet bazılarının göstermek istediği gibi,zorbalıklar,dayatmalar dini değil…
Güzellikler,hoşgörü,anlayış ve barış dini…
Bir güzellik de biz yapalım .:)
Hiç yormayan,vakit almayan pratik pizzayı hazırlayıp,sunalım sevdiklerimize..:)

TENCERE PİZZASI :
malzemeler:
Üzeri için:
  • 3 adet domates,1 çorba kaşığı tereyağ,tuz,ketçap,zeytin,sucuk,yeterince kaşar peyniri, 
hazırlanması: 
  1. Hamur için tüm malzemeyi karıştırıp,yoğuruyoruz.Eğer cıvık olursa,un ilave edebiliriz.
  2. Elimize yapışmayacak kıvamda bir hamur elde ettikten sonra,düz bir yüzeyi unlayıp,hamurumuzu oraya alıyoruz.Merdane yardımıyla,pişireceğimiz tencereden  biraz daha geniş bir hamur açıyoruz.
  3. Açtığımız hamuru,teflon tencere veya tavaya yerleştirip,kenarlarını düzeltiyoruz.
  4. Küçük bir tavaya tereyağı alıp,2 adet rendelenmiş domatesi ekleyip soteliyoruz.Bir çimtik tuz,yarım tatlı kaşığı taze çekilmiş karabiber,2 çorba kaşığı ketçap ekleyip 2-3 dakika soteleyip ocaktan alıyoruz.
  5. Sosu hamurun üzerine güzelce yayıyoruz.Dilimlediğimiz,domates,sucuk,zeytinleri yerleştiriyoruz.En üzerine bolca rendelenmiş kaşar serpiştirip tencerenin kapağını kapatıyoruz.
  6. Kısık ateşte 20 dk. kadar pişirip afiyetle yiyoruz..:)

Çörek yapma hikayemi burada anlatmıştım.:)
Aradan yıllar geçti ancak ne zaman çörek yapmaya kalkışsam,o günkü acemiliğim ve sakarlığım gelir aklıma..:)
Çok şükür ki, o günden sonra yaptığım denemelerim hep başarıyla sonuçlandı..:)
Yoğurma kısmı dışında,en pratik kahvaltılıklardan bana göre..
Eğer hala denemedinizse mutlaka deneyin diyorum…

MİNİK ÇÖREKLER :))

Çörek hamurunu yoğurdunuz,hamurunuz kabardı , üç parçaya ayırdınız,yuvarlayıp hazırladınız..
Parçalardan birini daha küçük parçalara ayırıp neden minik çörekçikler yapmayasınız ki ?? :))))
Planda olmamasına rağmen,son anda aklıma gelen fikrin neticesinde bu çörekler çıktı ortaya..
Çörek hamurundan küçük yumurta büyüklüğünde parçalar kopartıp,elimizde yuvarlıyoruz.
Yuvarladığımız hamuru elimizle bastırıp,yağlı kağıt serili fırına tepsisine yerleştiriyoruz.
Üzerine yumurta sarısı sürmeden kızarana kadar fırında pişiriyoruz.
Porsiyon ikram sevenler için böylesi daha ideal.:)
Hem bir tarifle iki çeşit çörek yapmış oluyorsunuz..:)
Daha bitmedi 🙂
Minik çörekleri hamburger ekmeği olarak da kullanabiliyoruz…
Çok amaçlı ve lezzetli bu çöreği denemelisiniz artık..:))

Zeytin sever ben,annem ve kayınvalidemin hazırladığı zeytinleri de paylaşmak istedim..:)
Kendi ağaçlarından toplayıp,özenle ve kendilerine has yöntemlerle hazırladıkları zeytinlerinin hepsi de bir diğerinden lezzetli oluyor..
Bize de afiyetle yemek ve onlara dua etmek kalıyor.:)
Zeytinin ne kadar faideli bir nimet olduğunu hepimiz biliyoruz.
Akdenizlilerin uzun yaşama sırları arasında ilk sıralarda gösterildiğini de 🙂
Kendisi,yağı şifa olan zeytinin çekirdeğinin de bir çok derde deva olduğunu duymuş veya okumuşsunuzdur..
Bana gelen ve zeytin çekirdeğinin faydalarının uzun uzadıya anlatıldığı bir mailin ardından,neredeyse yediğim tüm zeytinlerin çekirdeklerini yutuyordum..Gözle gözükür,hissedilir bir rahatsızlığım olmadığı için,herhangi  bir fark gözlemleyemedim…
Fakat okuduğum onca şeyin ardından psikolojik olsa gerek,kendimi daha iyi hissettiğimi söyleyebilirim..
Baktım,çekirdek yutma olayını abartıyorum,içime düştü bir kurtcuk.:)
Hal böyle olunca, yeniden ve kapsamlı bir şekilde  nette araştırıp baktığım zaman,faydası kadar zararı da olduğuyla ilgili de yazıları okuyunca ve ”yararlı” diyenlerle ”zararlı” diyenlerin net bir açıklaması olmayışından dolayı kendimi riske atmamak adına çekirdek yemekten vazgeçtim…Konuyla ilgili kesin bilgisi olan arkadaşlarımın tavsiyelerini bekliyorum..

Kahvaltıların en pratik lezzetidir omlet..
Yumurtaları kırıp karıştırır ve boşaltırsın tavaya 🙂
Hem görsel,hem tatsal bir şölendir ortaya çıkan .:)
Hele içerisine kaşar peynir de ekleyince,lezzeti ikiye katlanır…
Afiyetle yemektir size kalan ..:)
KAŞARLI OMLET:
malzemeler:
hazırlanması:
  1. Karıştırma kabına yumurtaları kırıp,tuz,ince kıyılmış maydonoz ve rendelenmiş kaşar peynirini ekleyip iyice karıştırıyoruz.
  2. Uygun bir teflon tavaya tereyağı alıp eritiyoruz.
  3. Eriyen yağın üzerine,yumurtalı karışımı güzelce döküp,tavanın kapağını kapatarak pişmeye bırakıyoruz.
  4. Bir yüzü pişen omleti,tahta spatula yardımıyla çevirip diğer yüzünü de hafif kızartıp servis yapıyoruz.
  5. Üzerine de,dilim kaşar ve domates koyup servis yapabiliriz..
Afiyet,şifa olsun..:)
Ey hikmetine hayran olduğum Allah, madem ki dua etmemizi emrettin, bu emrettiğin duayı sen kabul et.
hz. Mevlana..
Miraç Kandilimiz Mübarek, ettiğimiz dualarımız Miracımıza sebep olsun…
Dualarda buluşmak ümidiyle…
↑
Exit mobile version