
Tatil..
Huzura açılan kapı..
Dinginliğin,ruhen ve bedenen yaşanan birbirinden güzel anıların adı..
Bazen aileyle geçirilen bir haftasonu,bazen uzak diyarlarda yeni keşiflerle süslenen eğlence dolu zamanlar…
Her ne şekilde olursa olsun,kısası da uzunu da,uzağı da yakını da baştacı .:)
Amma Antalya’da olanı bambaşka..:)
Burada attığınız her adım,çıktığınız her yolculuk başlıbaşına bir tatil ..
Özellikle kıyı şeridinde çıkılan yolculuklar öylesine iyi geliyor ki insana,her durakta farklı bir dünyaya gelmişcesine heyecan duyuyorum her defasında..
Mavi ve yeşilin en özel tonlarını bir arada gören gözlerim bayram ederken, ‘Cennet böyle biyer olmalı’ olmalı diye geçiriyor içimden….
Nereye gidersem gideyim Antalya’daki zincirleme güzellikleri göremiyorum sanki..:))
Canım yurdumun her bir köşesi cennet bahçesi gibi evet ama, bir başkadır benim Talya’m.:))
Hele sahilde yürümeye doyamaz insan…:)
Son zamanlarda , gördüğüm her sahilde yürümek gibi bir hobi oluştu bende..:) İlle de 3-5 adım atmalı,iki kare resim çekmeli ve çekinmeliyim ki rahat edebileyim. 🙂
Ve fırsat bulmuşken ufak bir ayrıntıya değineyim..:)
Üzerimdeki elbise kış boyu uğraş verdiğim tasarım kursu eserlerimden:)
Daha da diyecek birşey bulamıyorum 🙂 ve hızla konumuza dönüyorum.:)
Antalya bu,öyle bir bloga 3-5 resmini koymakla,birkça sayfa yazmakla ,anlatmakla bitmez güzellikleri..
İlle de gelip,dünya gözüyle görmek lazım..
Dolu dolu yaşıyorum Antalya’yı ne mutlu bana /bize..
Güneşini başka,yağmurunu başka seviyorum..
Kumsalını,ormanlarını,sokaklarını,havasını,doğallığını,olmayan soğuğunu ve aşırı sıcağını bile :))
İyi ki buradayım,Antalya’lıyım..:)
Bir de çarşı-pazar gezmelerimiz var ki,onları buraya sığdırmak hiç kolay değil..:)
Sıcak demeden,nemden etkilenmeden Avm’lerden tutun da,semt pazarlarına varana kadar heryeri karış karış gezdiren Ayşegül ablama çok teşekkür ediyorum..:)
Yakında onun da bir blogu olacak ve inşAllah yakınen tanıyacaksınız.:)
Tekrar resimlere dönecek olursak 🙂 ;Resimler, yol nereye biz oraya tarzı bir yolculuğun ardından ulaştığımız Adrasan’dan…
Burası da bizim Maldivimiz..:))
Her ne kadar suya bakınca balıklar görünmese de, şeffaf ,berrak bir denizin üzerinde duruyor olmasak da,masmavi okyanusa dönmesek de yüzümüzü,burası da güzel..:)
Ama kendim de dahil olmak üzere, görmek isteyen herkesin o dünya cennetini dünya gözüyle görmesini diliyorum..:)
Adrasan’dan değil Maldivlerden bahsediyorum…:))
Hep birlikte ” Aminn” diyelim..:)
Yolunuz buraya düşerse, mutlaka ama mutlaka Tuğra Oteli arayıp bulmalısınız..
Çok zengin yemek menüsü,güleryüzlü personeli,yemek mekanı olarak kullanabileceğiniz nehrin üzerindeki locası ile burada çok hoş saatler geçireceğinizi garanti edebilirim..:))
Deniz manzarasında doğa yürüyüşü..:)
Her 10 adımda bambaşka manzaralar kucaklıyor bizi…
Bir tarafta masmavi Akdeniz,diğer tarafta ise yemyeşil göl ve ördek ailesi..:)
Haftasonu çıktığımız Kemer gezimizden geriye kalan tek resmi de burada paylaşıvereyim.:)
Bir başka seferde ,çok daha resim diyeceğim ancak, burada resimleyecek doğal güzellikler çok fazla yok..
Otellerden oluşan bir resim galerisi hazırlamaksa çok kolay .:)
Bunun için mesai harcamak gereksiz diye düşünüyorum..
Ve Kemer’e her gelişimde,kendimi başka bir ülkede hissediyorum..
Herkes,herşey yabancı..
İnsanlardan tutun da mağaza,restoran isimlerine kadar..
Turizm olmazsa olmazımız evet ancak,kültürümüzden,en önemlisi de dilimizden bu kadar uzaklaşmak doğru değil fikrimce..
Koyalım gül gibi Türk isimlerini,onlar ezberlesin,onlar öğrensinler.:)
Biz özenmeleyim,onlar bize özensinler..
Bir süre önce gerçekleştirdiğimiz,koymayı ertelediğim,erteledikçe resimlerini azalttığım,daha da koymadığım takdirde,hepten mazinin derinliklerinde kaybolup gidecek olan Sueno tatilimizden birkaç kare…
Tatil konusu geçtiği zaman Kaan beyimizin hemen atılıp, ”Sueno’ya gidelim.” diye istekte bulunduğu, bizim için dingin,ona göre bol aktiviteli tatil cennetlerinden birisi..
Güneş batarken yakaladığım yansıma 🙂
Zengin açık büfe kahvaltıdan tabağıma düşenler:)
Sırf tatmak için aldığım pancake ve sebzeli omlet..
Her ikisinin de damak tadıma hitap etmediğine karar verdim..
Ve bir de, su böreğinin dünyanın en güzel kahvaltılığı olduğuna..:)
İsmini duyduğum,varlığından haberdar olduğum günden bu yana,hiç bir zaman teleferik hayalim olmamıştı..
Bir uçak,tren,tekne,fayton yolculuğu hayal etmişliğim vardı da ,o incecik demir telin üzerinde binlerce metre yükseklikteki teleferiğe 10 dakikalığına bile binmek aklımdan dahi geçmemişti..
İçim de istemez zaten oldum olası riskli şeyleri..:)
Uçağa binip,korkup ürkmüş,teknede başı dönmüş,hatta ve hatta lunaparktaki çocuklar için olan kanguruda bile fenalaşıp,durdurup inmiş biri olarak çok kısa da olsa böyle bir yolculuğa sıcak bakmamıştım hiç..
Ama gelin görün ki,nasip kısmet olunca,bir anda kendini teleferikte buluveriyor insan..:)
Bir taraftan;
-Korkulcak bişey yokmuş yaaa….diye zar zor gülümseyip,resim çekmekle uğraşırken,diğer taraftan da;
-Acaba yapacak hiç bir şey kalmadı da mı bunu yaptılar,diye iç geçirdiğimi,aklımdan türlü felaket senaryolarının geçtiğini,fakat kimseciklere belli etmeyerek aslında ne büyük iş başardığımı burada itiraf etmek suretiyle kendimi tebrik ediyorum..:)
Uçakta; ”Bunu tutan hiç bir şey yok,heran düşebiliriz korkusu,burada :” İncecik tel,heran kopabilir” korkusuna dönüşüyor.:) İnsan korkak olunca,herşeye bir bahane buluyor haliyle,ama ben istemiyorum böyle ödlek olmak aslında,n’pıyım ?? siz söyleyin..:)))
Ve farkında bile olmadan dualar ederken buluyorum kendimi..
-Allah’ım, ben de bir faniyim,elbet birgün ölücem,ama şimdi değil lütfen..:) Bu şekilde olmasın, kolay ve güzel olsun,n’lursun..
Hem evim de derli toplu değil,günlerdir göçebe hayatı yaşıyorum,tatildeyim malum..:)
İşte böylesi düşüncelerle,salimen tamamladım aklımdan önce başıma geliveren teleferik yolculuğunu..:)
Darısı isteyenlerin başına..:)
Manzara güzel mi ?
E güzel…
Hava nemli olmasa,daha berrak olsa,bir tarafta Kumluca,Kemer,Tekirova diğer tarafta Konyaaltı sahili ve Antalya’yı aynı anda seyretmek çok daha zevkli olacak evet…
Genel olarak ise,uzaydan dünyayı teleskopla izliyormuşum gibi bir his oluştu bende 🙂 (Kaç kere uzaydan Dünya’yı seyretmişliğim varsa..) 🙂 Sanırım,uzaydan çekilmiş resimlerden canlandı zihnimde..
Helikopterden çekilmiş resimlere benzetmek varken, taaa gidipte ne diye uzayı filan işin içine karıştırdığımı da anlamış değilim açıkçası..:)
Sonuç olarak benim gibi maceradan anlamayan, yaptığı şeyden zevk alması için ille de ayaklarının yere basması gereken bir kişi için çok da gerekli değil..:)
Google earthda da pekala görebilirim değil mi benzer manzaraları ? 🙂
Daha fazla gereksiz ayrıntılarla okuyanları baymadan (Şu cümleye kadar bayılmadınızsa.:))) emeği geçen herkese sonsuz teşekkürlerimi sunuyor,kendimi de bu sıradanlığımdan ötürü en yüksek dozajda kınıyorum..:)
Her ne kadar teleferik kısmına yoğunlaşsam da,o gün çok güzeldi..
Kuş diliyle konuştuğumuz Feyza , 🙂 minicik yaşında neler neler ezberleyip beni hayretler içerisinde bırakan Hüma ve usanmadan resimlerimi çeken Sena ve birbirinden tatlı güzel insanlar..
Birlikte olmak büyük keyifti..
Tekrar kavuşmak dileğiyle..:)