
Geçtiğimiz hafta,oturup muhabbet ettiğim sevgili arkadaşım, sohbet esnasında,bugünlerde pek bir sakarlaştığından, eline ne gelirse düşürdüğünden bahsedip ardından da eklemişti;
‘’Bu ay Sefer ayı ya, bela ve musibetlerin yağdığı bir ay. Mümkün mertebe ‘’La havle vela kuvvete illa billahil aliyyil aziym’’ okuyorum ama,yine de ufak tefek belalardan kurtulamıyorum.Okumasam ölücem herhalde!’’
O güne kadar,Sefer ayının bu şekilde zikredildiğine dair hiçbir malumatım yoktu.
Arkadaşım öyle söyleyince, benim de zihnimde son günlerde yaşadığım olumsuzluklar canlandı.
Üstelik ‘La havle ‘ okuyarak kendimi manevi bir koruma altına da almamıştım.
Bu açıdan bakınca, o güne kadarki geçirdiğim sefer aylarını ucuz atlatmıştım!
Fakat gerçek böyle miydi ya?
Sefer ayı hakikaten,türlü bela ve musibetlerin indiği,bilmem kaç çeşit fenalığın kapımızı çalıp,bizi alaşağı etmek için sırada beklediği bir ay mıydı?
Bunların yanıtını aramazdan evvel, o gün o konuşmaların ardından bende oluşan düşünce; şimdiye dek okuduğum kitapların da etkisiyle, böyle bir şeyin olmayacağı, insanın bir yerde belayı da, huzuru da farkında bile olmadan kendi isteği doğrultusunda gerçekleştirdiğiydi.
(İrade,tevekkül ,kader ve kaza konularını derinlemesine irdeleyip yazmayı ümit ediyorum.)
Dolayısıyla, herhangi bir aya, anlamlar yüklemek mantıklı gözükmüyordu.(Sahih kaynaklarda zikredilen Ramazan ayı ve benzerleri müstesna.)
O zaman bu şekilde düşünerek, kendimi zamanın akışına bıraktım.
Bugün sevgili arkadaşım Devinim‘den,sefer ayı ile yazı talebi gelince de, bana da araştırma fırsatı doğmuş oldu.(Teşekkürler Devinim)
Böylece ben de, aklımdaki ufak tefek şüpheleri giderip, işin aslına ulaşmış oldum.
Zaten ,İslamı azıcık dahi anlama niyetinde olan insan, bu yüce dinin günlere,aylara,olaylara,kişilere ve dahi börtü böceklere kutsallık veya bela isnad etmeyeceğini, istisnalar dışında,hergünün Allah’ın günü olduğunu, yaratılan her şeyin bir sebebe mebni yaratıldığının bilinciyle, her an kulluğunu en iyi şekilde yapma gayreti içinde olur.
Elbet,Rabbin Rahmet kapılarını açtığı,ufacık amellere milyonlarca sevap yazdığı özel günler vardır,elbet ahlakıyla öğülmüş,Rab’bi razı etmiş mübarek kullar,yaşanmış kutsal anlar ,öte yanda da O’na şirk koşarak, O’nun yasakladıklarını bile isteye yaparak,gadabına muhatap olup,lanetlenmiş kişiler vardır.
Lakin, bu olaylar ve kişiler Kur-an’ı Kerim’de veya sahih hadislerde zikredilmiş olup, bunların dışında kalanlara kulak asmamak gerekir.
Dinimin,gün geçtikçe türlü hurafelere,bid’atlara maruz kalması üzüyorken,her kafadan farklı sesler yükseliyorken, bu konuda kesin bir rivayetin olmaması, Sefer ayının sıradan bir ay olduğunun vurgulanması ,ortaya düşüncelerimi destekleyen bir tablo çıkması beni sevindirdi.
Sevgili Cahide ablamızın blogunda verdiği bilgiler, aydınlamam açısında çok faydalı oldu.
Kendisine çok teşekkür ediyorum ve konuyla ilgili paylaştığı 2 paragrafı aynen aktarıyorum;
“Hastalığın, sahibinden bir başkasına kendi kendine sirâyeti yoktur, eşyâda uğursuzluk yoktur. Ükey ve baykuş ötmesinin te’sîri ve kötülüğü de yoktur. Safer ayında uğursuzluk yoktur. Bunlar Cahiliyet hurâfeleridir. Fakat ey mü’min! Sen cüzzâmlıdan, arslandan kaçar gibi kaç!” buyurdu. (Buhari, Tıp: 19)
Safer: Kamerî aylardan Safer ayının uğursuz bir ay olduğunu, bütün uğursuz işlerin bu ayda meydana geldiği düşüncesidir. Halbuki Safer ayının diğer aylardan hiçbir farkı yoktur. Diğer aylar zamanın bir dilimi olduğu gibi Safer ayı da zamanın bir dilimidir. Bu batıl akide cahil halk arasında yaşamakta ve Safer ayında nikah yapmanın uğursuzluk getireceğine inanılmaktadır. Bu batıl inancı yıkmak için İslâm alimleri mücadele etmişler, hatta pek çok alim özellikle bu ayda nikah kıymışlardır.
Kaynak: Diyanet
Bu iki kaynaktan da anlaşıldığı üzere, bu ayın bela ve musibet ayı olmadığı aşikar.
Allah rızası için sadaka verebilir,namaz kılabilir, iyiliklerimize iyilik katacak ameller işleyebilir, daha güzel ,daha yaşanılır bir dünya ve sonsuz ahret hayatımızın rahat geçmesi için bol bol dua edebiliriz.
Hz. Allah’ın her günü mübarek,rahmet kapıları,istemesini bilen kullar için her an açık.
Yeter ki ümitsiz olunmasın,yeter ki hurafelerle kafalar,kalpler bulandırılmasın..
Selam ve dua ile…