
Mümkün mertebe haber izlemezdim.
Buna sebepse,ülkemde ve dünyada yaşanan çokça olumsuzluk,pek az güzel haber oluşu bir de iyiye dair olan umudumun kaybolma korkusu.
Çok değil bir süre önceydi, annemlerle birlikte oturur,babam bir kanaldan diğerine zıplarken annemin ; ”M.Ali Brand kalsın,değiştirme, onun haberlerini izlemek keyifli oluyor.” deyişi..
Çocukluğumda 32.günle tanımıştım onu..
Ne antipatik gelirdi ne de sempatik.
O da diğer gazeteciler gibi,yüzüne aşina olduğum bir isimdi sadece.
Fakat son zamanlarda, özellikle de annemin o çıkışından sonra,ara ara sırf Mehmet Ali Brand’ın o kendine has yorumlarını dinleyip, rengarenk saat ve kravatlarını görmek için zaman zaman sunduğu haberleri izler oldum.
Duygularımın bana söylediğine göre ,içtendi,samimiydi,tevazu sahibiydi.
Ötesini,berisini çok bilmesem de benim için,ekranda gülen bir yüz,farklı bir kişiydi.
(Hoş,bilsem ne gam,ben yargı mercii değildim ki!)
En son izlediğim bültende bu defa saati ve kravatı çok güzel uymuş deyip
espirilerine gülerek yayına veda edişini izleyip de,dün vefat ettiğini öğrenince inanmak istemedim.
2 gün önce sapasağlam gördüğüm insanın,bir anda hayattan kayıp gitmesi sonucu büyük üzüntü hissettim.
Sosyal medyada gezerken de (az da olsa) öyle cümleler okudum ki, ”Nerde müslümanlık,geçmiş bizden insanlık bile!” demekten kendimi alıkoyamadım..
İşte tüm bundan sebep,daha çok üzüldüm, anlayamadım,kendini inanmış lanse eden insanıma yakıştıramadım..
Ki biz,”Ölülerinizi hayırla yad ediniz.” diyen bir peygamberin ümmetiyiz..
Ki O’nun tarafından (s.a.v) ”Kalbinde zerre kadar iman olan eninde sonunda cennete girecektir.” diye müjdelenen bir ümmetiz..
Hatta ve hatta ”Şüphesiz inananlar (Müslümanlar) ile Yahudiler,Sabiiler ve Hristiyanlardan ,Allah ‘a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için hiçbir korku yoktur.Onlar mahzun da olmayacaklardır.”Maide-59
Ayet-i kerimesiyle,iyi amel işleyenlerin mahzun olmayacaklarının Rabbimiz tarafından haber verildiği kimseleriz..
Hal böyleyken,nasıl olur da, tedavi öncesi dua isteyen,iyileşip dönünce,dualar için teşekkür eden,Allah’a inandığını söyleyip,müslümanım diyen bir insana hakaret edebiliriz ?
Bizlerin sahip olduğumuzu sandığımız imanımız ne kadar garanti,amellerimiz ne kadar sahih ki ?
Dilimizi gıybetten, malımızı israftan, gönlümüzü boşluklardan arındıramamışken, bize ne oluyor da hüküm vermeye kalkışıyoruz ki ?
Hangi ara kullukta zirveye ulaşıp,Münker ve Nekir olmaya kendimizi adadık ki?
İslam demek,hoşgörü demek.
Müslümanlıksa, kendini islama teslim etmiş ,hoşgörü sahibi, ayıp,kusur araştırmaktan beri kılınmış,tertemiz bir yürek beslemek..
Bizler bilemeyiz bir insanın içindekileri.
Bilemeyiz,hangi imtihanlarla sınanıp,nelerden geçtiğini..
Bize düşen,hayr ile yad edip, hayır duada bulunmaktır ebeda..
Zira,kimselerin sonunun ne olacağı hiç ama hiç belli değil şu hayatta…
Es-selam ved’dua..