Pancarlı Muffin,Sevgili Sevgi’m ve Garip Hallerim…

 Şikayetim var kendimden!
Ufacık tefecik şeylere takılı kalıp,şu bir damlacık insanı  üzüntülere sürüklememden!
Konuşuyorum da kendimle..
Anlatıyorum, ”Bak böyle olmaz, bu şekilde bu kervan sağlıklı yürümez,bir yerlere toslayıp kalırsın, belki annen bile ağlamaz!” diye ama…
Dinleyen kim!
Ben kendime moral vermeye çalıştıkça, eften,püften,sudan,nemden ne kadar sebep varsa, dört bir koldan  hücuma geçiyorlar.
Veya bana zaman zaman iyi sıhhatte olsunlar gelip, bir selam çakıp gidiyorlar.
Yok yok..
Şimdi suçsuz yere,olmadık varlıklara bulaşmanın anlamı da, lüzumu da yok !
Sorun bende,beynimde,içimde..
Kendimi merkez görüşümde!
Kuruntularımda,yapamazsamlarla,ya olmazsalarla  doğmamış çocuğa don biçmeye kalkışmalarımda!
Konu ne peki?
Ortada doğru düzgün bir konu da yok.
Neymiş ben  üniversiteye başlamışım.
Ders çalışmaya çalışıp, koşturmacalardan tam da olaya hakim olamamışım.
Sınava 2 hafta kala coşmuş,kendimi eve hapsetmiş, dersleri yutmaya adamışım.
İşte sıkıntı da burda başlamış.
Ne tam anlamıyla öğrenci olabilmiş, ne de annelik ve eş’liğin hakkını verebilmişim.
Tam kendimi derse vermişken,aklıma akşama ne pişireceğim gelmiş.
Onu bir şekilde savaladıktan sonra, çıkan güneş yığılan çamaşırları haber verip,bugün tam vakti demiş.
Hadi ona da bir el atıp,oturmaya çalışınca telefondaki ses ”Hadi çık gel,herşeyi hazırladık,seni bekliyoruz.”diye üsteledikçe üstelemiş.
Reddetmek olmazmış,canmış bu neticede,sevdiklerini çeker, onlarla olmak istermiş.
1,2,3 derken günler geçiiip gitmiş ve finaller kapının eşiğinden seslenmiş.
Eş, bir taraftan ‘sen dert etme,derslerine bak,ben hallederim.’diye moral verip,mutfağa girmek istemiş.
O zaman da içimdeki  pimpirik hanım ortaya çıkıp ‘Hayır, ben hemencecik yaparım,sana gerek yok.’diye bu fırsatı da bir güzel geri çevirmiş.
Zaten arada mola vermek, nefes almak da gerekirmiş.
Nefes mefes tamam da, şu son günlerin stresi zavallı Zel’ciğin üzerine çöreklendikçe çöreklenmiş.
Hoş, kabahat  de kendisindeymiş..
Azıcık rahat oluverip, kendisini zamanın akışına bırakabilmeli, kendine,kendinden başkasının yardım edemeyeceğini,aklının  en kullandığı köşesine yerleştirmeliymiş.

İşte bende durum bundan ibaret.
Bu ara tek başıma terör estiriyorum bu diyarlarda!
Allah bana sükunet, olayları akışına bırakabilme gücü,biraz sabır,bolca hoşgörü ihsan etsin..
Amin..


Sevgili SEVGİ 🙂
Hırçın  kendimi bir kenara bırakıp, hepimizin çok yakından tanıdığı Değmesin Yağlı Boya‘nın usta sanatkârı  sevgili arkadaşım Sevgi’den bahsedeyim ki, gönüllerimiz ferahlasın.:)
Yok yere ürettiğim streslerimin arasına, böyle dostların varlığı da serpiştirilmese hayat ne kadar da çekilmez olurmuş aslında.
Günler önce, Sevgi‘den şablon yapmasını rica etmiştim.
Bunu istememdeki en büyük sebep,bir önceki şablonumda yorumlara yanıt kısmını aktifleştiremememdi.
Bu talepten yola çıkarak balım arkadaşım şu anda kullandığım , çok da beğendiğim bu cici şablonu hazırladı.
Kerelerce resim değiştirip,ekleyip ,uğraştı.
Hiç gocunmadan ne desem tamam diyerek,bana  çok güzel bir sabır dersi de vermiş oldu.:)
Fakat sevgili atalarımın  dediği gibi,anlamaya davul zurna az.
Ben yeni şablonumla sizleri karşılarken, 2 gün önce bir de baktım ki Sevgi izleyicilerine özel header hediye etmeye karar vermiş.
Benim başımın tatlı belalarından,maymun iştahlılığından bıkıp usandıran,şıpsevdi (şıpsevdi dedimse,ayakkabı,çanta,elbise, ve benzerleri gibi bilumum kadınlara hitap eden cansız varlıkları şıp diye sevdi ) hanım o header’leri görünce ,beni öyle bir dürtükledi ki, kendimi şuanda blogda bulunan 2 numaralı pastalı görseli isterken buldum.:)
Sağolsun canım arkadaşım da;”Şttt noluyoruz bacım,daha sana yeni yaptık,azıcık kullan da eskisin”demeyip hemen isteğimi yerine getirdi.
Ne diyeyim Allah ondan ve insanları sevindirmek adına adım atan herkeslerden râzı olsun.
Yağlı boyama çook çok teşekkür ediyor, bloglarınıza renk katmak isterseniz,hatta istemezseniz bile mutlaka uğrayın diyorum.:)
Zirâ, uğrayınca,zaten yenilenme isteği kendiliğinden oluşuyor.:)

(Sevgi’cim senden bir,bilemedim iki  şey daha rica edeceğim.Sonrasında da inşAllah seni uzunca bir müddet vaktinden etmeyeceğim.:) )



Gelelim pancarla yapılabilecek ilk 3 te zirveyi zorlayan muffinlere.
Geçtiğimiz yıl, yerli malı haftasında oğlumun sınıfına yaptığım ıspanaklı muffinler çocuklar tarafından kapış kapış gidip,ıspanağa bakışları değişince ,ben de bu defa ,çok tercih edilmeyen başka bir sebzeyle onları şaşırtmak ve sevmelerini sağlamak istedim.
Bu yıl kendim gidemedim fakat,oğlumdan aldığım haberlere göre amacıma ulaştım.:)
Hamur aşamasındaki o pespembe renk,piştikten sonra yerini klasik kek rengine bıraksa da, arasındaki pancar taneleri ve hafif pembemsi hali için bile denemeye değer.
Bir de hiç pancar tadı hissedilmiyor olmasını göz önüne alırsak, başta söylediğim gibi,pancar yemeyenlere yedirmek için, en ideal tarifllerden bir tanesi.


Kırmızı Pancarlı Muffin

malzemeler:

 

  • 3 adet yumurta
  • 1 adet büyük kırmızı pancar
  • 1,5 su bardağı  toz şeker
  • 1 su bardağı  süt
  • 1 su bardağı sıvıyağ
  • 1 su bardağı maden suyu (sade içme sodası)
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilya
  • Aldığı kadar un
üzerine: Pudra şekeri ve tarçınlı kurabiye 

hazırlanması:

  1. Yumurta ve şekeri  mikserle iyice çırpıp pancar haricindeki tüm malzemeyi ekleyip karıştıralım.
  2. Pancarı rendeleyip kıvamını ayarladığımız kek hamuruna ilave edip, rengi iyice çıkıp,tamamen karışana kadar karıştıralım.
  3. Muffin kaplarımızı hazırlayıp,tepsilere yerleştirdikten sonra, kek hamurumuzu paylaştırıp fırınımızın kek ayarında,kürdan kuru çıkana kadar pişiriyoruz.
  4. Muffinler piştikten sonra, sade veya pudra şekeri ilavesiyle servis yapıyoruz..
Afiyet olsun.


Yukarda bahsi geçen hırçın şahsiyetin en etkili terapi alanı sevgili blogu.
Hatta çoğu zaman,yazdıkça, paylaştıkça iyileşip,yenileniyor.
Bu yüzden de bu mekanı,burdaki insanları, kendisine destek olanları,hayır dualarında unutmayanları çok ama çook seviyor..
Dualarda hatırlayıp,hatırlanmak ümidiyle, herkeslere ruhlarının kuş tüyü kadar hafif olacağı, mutlu,umut ve yaşam sevgisi dolu an’lar diliyor..
Exit mobile version