
Üzülme!..
Dert etme can!..
Görebiliyorsan, dokunabiliyorsan, nefes alabiliyorsan, yürüyebiliyorsan… Ne mutlu sana!..
Elinde olmayanları söyleme bana… Elinde olanlardan bahset can!…
Üzülme!..
Yitirdiğin her ne ise; bir bakarsın yağmurlu bir gecede veya bir bahar sabahında karşına çıkmış…
Bil ki! Güzellikler de var bu hayatta…
Gel-git’lerin olmadığı bir hayat düşünebilir misin?..Hüzün olgunlaştırır …Kaybetmek sabrı öğretir…
Hz. Mevlana
Ne zaman darlansa gönül kafesim,hz. Mevlana’nın sözleri koşuyor imdadıma..
Her bir cümlesini sindire sindire okuduktan sonra hafifliyor,rahatlıyor,umutla doluyorum.
Keşke herkes okuyabilse diyorum,herkese ulaşabilmek mümkün olsa!
Sonra,”keşke” ile başlanan cümlelerin imkansızlığını anımsıyorum..
‘Olsun’diyorum,’olduğu kadar olsun.’
Mevsim bahara yürüse de,gönlünü karlar bürümüş,hevesini yitirmiş,ümidini kaybetmişler var biliyorum..
Ne zordur çıkmaz sokaklarda bir başına kalmışlık,nasıl anlatılamaz bir duygudur,kalabalıklar arasındaki yapayalnızlık,anlayabiliyorum..(Veya anladığımı sanıyorum)
Mutluluklar içinde bile insanı çepeçevre kuşatan hüzünlerin varlığından da haberdarım üstelik..
Tekdüze bir hayatın mümkün olmadığının da..
Hayat işte..
Üzülmeye değmeyecek kadar kısa,hüzünleri bitmeyecek kadar uzun.
Fakat her şeye rağmen,elinden tutan,gönlüne dokunan var..
Sebeplerle varlığını hissettiren,karşına çıkardığı cümlelerle bile,yaralanmış yüreciğine merhem süren..
Mevsim bahar şimdi !
Çiçekler açtı,rengarenk bağlar ,bahçeler..
Yağan yağmurdaki farkı fark ettin mi?
Sanki,kara kıştan kalan sertliği,soğukluğu alıp götürmek ister gibi.
Öyle narin,öyle yumuşak..
Hiçbir şey olduğu gibi kalmıyor bak!
Değişiyor,başkalaşıyor ve hatta güzelleşiyor..
Kış ne kadar serttiyse,bahar da o nispette sevindiriyor..
Geceler sabaha,karanlıklar aydınlığa,kışlar bahara mutlaka kavuşuyor..
Üzülme!..
Hayat kısa,üzmeye,üzülmeye değmiyor..