
” Bir fark ortaya çıkarmak için çok küçük olduğunuzu düşünüyorsanız,bir sivrisinekle yatağa hiç girmemişsiniz demektir.” Anita Roddick..
:)) Makarnanın altına yazılacak söz müydü bu şimdi,diye düşünebilirsiniz,haklısınız da, ama çok hoşuma gitti,ve biran önce paylaşmalıyım dedim 🙂
Anita,kimdir,nedir bilmem ama çok doğru söylemiş 🙂
Hep kendimizi arka plana atarız,yetersiz ve donanımsız olduğumuzu düşünerek,seyirci kalmayı tercih ederiz ya olaylara…
Heleki farklı bir şey yapmak, sürüden ayrılmış kuzu hissi bile yaşatabilir bize..
İnsan kendi içinden geldiği gibi davranmak yerine, çoğu kere,çevreye,ona-buna-şuna göre yaşama çabasına girer..
Hal böyle olunca,onlarca farklı fikir,düşünce ve duygu da arada heba olup gider..
İnsanın yaptığı şeyin çok büyük ve küçük olmasının önemi yok aslında..
Yapılan her ne ise içten gelerek yapılması kafi..
Bazen gözümüze ufacık gözüken bir davranış bile çok büyük sonuçlara gebe olabiliyor..
Yeter ki,insan içinden gelerek,isteyerek ve keyif alarak bişey yapsın..Çok büyük bişey olmasına gerek yok..İçine sinsin,e biraz da faydalı bişeyler yaptığına inancı tam olsun..Başlangıç olarak hiç de fena bir adım sayılmaz..
Tabi sonrasında azimle yapılan şeyin arkasında durmak gerekiyor..
Kişisel gelişim ve başarı hikayeleri okumuşsunuzdur muhakkak, bir çok kişi sıfır noktasından başlayıp,türlü zorluklarla karşılaştıktan sonra zirveye gelmiştir..
Zirveden murat,holdingler kurup,başına geçmek filan da değil aslında 🙂 Bence,kişinin kendine sağladığı huzur ortamı,iç dünyasındaki çalkantılara karşı koyabilecek güce ulaşması,ve karşılaştığı olumsuzluklardan minumum etkilenebilecek düzeye gelmesi..
Hiç etkilenmese olmaz mı? Olmaz 🙂 insansak eğer,az da olsa bişeylerden etkilenmemiz,yerine göre canımızın acıması,yerine göre gözyaşı dökmemiz gerekir;insan demek duyguları olan varlık demek..
İçinde sevgi olan ve küçücük yüreğiyle çok şeyleri değiştirmeye muktedir olan yegane canlı demek..
İnsan hiçbir şey yapamasa bile,sevgi ile öyle büyük fark ortaya çıkartabilir ki..
Nasıl mı ?
İşte size ufacık bir örnek..
Bir profesör, sosyoloji sınıfındaki öğrencilerini Baltimore şehrinin kenar mahallelerine göndermiş ve o bölgede yasayan 200 kadar çocuğun durumlarını araştırmalarını ve her bir çocuğun geleceği hakkında bir değerlendirme yapmalarını istemiş.
Öğrencilerin hemen hepsi bu çocukların gelecekte hiçbir şanslarının olmadığını dile getirmişlerdi.
Bundan tam yirmi beş yıl sonra bir başka sosyoloji profesörü tesadüfen bu çalışmayı bulmuş ve öğrencilerinden bu projeyi sürdürmelerini ve ayni çocuklara ne olduğunu araştırmalarını istemiş.
Öğrenciler, o bölgeden taşınan ya da ölen 20 çocuk dışındaki 180 çocuktan 176´sinin olağanüstü bir başarı gösterip, avukat, doktor ya da işadamı olduklarını ortaya çıkarmışlar.
Profesör çok etkilenmiş ve bu çocuklarla birebir görüşme ayarlamaları istemiş öğrencilerinden..
Birer yetişkin olan o çocukların hepsi o bölgede yasadıkları için, her biriyle buluşup konuşma şansına sahip olmuş.
“O koşullarda nasıl bu kadar başarılı oldunuz?” sorusuna verdikleri cevap hep aynıymış;
“Mahalle okulunda bir öğretmenimiz vardı.Onun sayesinde..”
Profesör, bu öğretmeni çok merak etmiş..
Hala hayatta olduğunu öğrendiği yaşlı öğretmenin izini bulması zor olmamış.
Kendisini ziyaret etmek için evine kadar gitmiş.
Karşısında yılların yüzüne eklediği kırışıklıklara rağmen hala dinç duran bir yaşlı kadın bulmuş.
Merakla yaşlı kadına bu çocukları kenar mahallelerden kurtarıp, başarılı birer yetişkin olmalarını sağlamak için kullandığı sihirli formülün ne olduğunu sormuş.
Yaşlı öğretmenin gözleri parlayıp dudaklarının kenarında bir gülümseme belirmiş ve şöyle cevap vermiş:
– Çok basit…Ben o çocukları çok sevdim…
Sevgi….Hayattaki en büyük güç..
İnsan bazen içten gelen sözlerle,bazen bakışıyla,bazen sarıp sarmalayarak gösterir sevgisini..
Bazen de domatesli bir makarna ile 🙂
Makarnayı yapıp masaya koyduktan sonra acilen dışarıya çıkmam gerekmişti..Okuldan gelen oğulcuğum ,masada makarnayı resimdeki şekliyle bulunca çok mutlu olmuş ve hemen aradı beni 🙂
– Anne sen benim için mi koydun kalpli tabağa,benim için mi hazırladın makarnayı? Sen beni çok mu seviyorsun ? 🙂
Basit bir makarnanın bu kadar sükse yapacağını hiç düşünmemiştim 🙂
Ama yaptı 🙂
Tavsiyemdir,özellikle çocuklarınız için denemeniz..
Sevgi ve umutla kalın..
Domatesli Kelebek Makarna
malzemeler:
- Yarım paket kelebek makarna
- 3 adet orta boy domates
- 3 yemek kaşığı tereyağ
- tuz
- Fesleğen yaprakları
- su
- hazırlanması:
- Derince bir tencereye yeteri kadar suyu koyup kaynatıyoruz.
- Su kaynayınca içerisine istenilen kadar tuz koyup,makarnayı ilave ediyoruz.
- Domatesleri rendeleyip,mümkünse süzgeçten geçirip,çekirdek kısımlarının süzgeçte kalmasını sağlıyoruz.
- Başka bir tencereye tereyağ ve rendelenip,çekirdekleri ayıklanmış domatesi ekleyip pişiriyoruz.
- Makarnamız haşlanınca suyunu süzüp,soğuk sudan geçirdikten sonra domatesli sosu hazırladığımız tencereye döküp karıştırıyoruz.
- Yaklaşık,3 dakika kadar ateşte tutup ateşi söndürüp kapağı kapatıyoruz.
- Servis tabağına alıp,fesleğen yapraklarıyla süsleyip süpriz yapıyoruz 🙂
Sevgi ve umut dolu günlere…..