
Hasret kaldığım yağmurlar nihayet geldi..Gökyüzünde gri bulutlar görmeyi ne çok özlemişim meğer…
Yağmurun usul usul yağışını,insanın tenini ferahlatan o hafif-sert rüzgarı ve toprak kokusunu..
Hele pencerenin önüne oturup,pıt pıt cama düşen yağmur sesini dinlemeyi..Elinde şemsiye koşuşturan insanları,yıkanan,temizlenen ağaçları seyretmeyi..Sanki bir romanın yapraklarında gezinir gibi..
Yağmurda yürümeyi de ne çok severim..(Bu çiseleyen hafif ıslatan bir yağmur elbet..:) Güneşte yürümekten kat ve kat güzeldir benim için..Antalya’yı tahmin edersiniz,öyle sert soğuklarımız yoktur,insanı üşüten,donduran..
Yazının o kavurucu sıcağından mahçup,kışın affedilmek istercesine,aşırı sıcağa alışkın bünyeleri sarsmaz,birden gelen soğuklarla şok etkisi yapmaz.:)
(Talya’nın aşırı sıcağından dolayı bana karşı mahçup olmasını isteyen bir garip tarafım var.:) O çekilemeyen fakat çekilmek zorunda olunan sıcağını sevemedim yıllardır.Neyseki kışı ılık baharı gerçek bir bahar da,affetmek kolaylaşıyor.:) )
Yaşayamadığım sonbaharın ardından (Mevsimler kayınca bizim sonbahar buhar oldu uçtu sanki:) ciddi tedbir uyarıları eşliğinde gelen,okulları tatil edecek kadar yüksek dozda bir fırtına beklenilse de,bugün hava tam da istediğim gibi..Galiba tedbiri elden bırakmamak adına,olası olumsuzluklardan minumum düzeyde etkilenmek için yapıldı tüm uyarılar..
Şuan neredeyse dinen ve tek düşen damlaları ara ara seyrederken ben ve yazarken bunları,daha başka yerlerde fırtınalar şiddetli yağmurlar ve kayıplar yaşanmıyordur dilerim..(Tv özürlü olduğumdan genelde olaylar olup bittikten sonra haberdar oluyorum.)
Aslında yoldan geldim yorgundum,aylardır özlediğim yağmurlu havada uyuma düşüncesini gerçekleştirmek için çok ideal bir gün olduğunu düşünmüştüm bugünün..:) Ama okulların tatil olması sebebiyle evde bir Kaan faktörü bulunması ve sabahın erken saatlerinden itibaren 2 dk. bir yanıma gelip,”Anne sana omlet yapayım mı? Anne istersen
sucuklu da yaparım.Anne ben acıktım,sen yemiceksen kendime yapıcam.” ve benzeri cümleleriyle beni uyanmaya mecbur etmesi sebebiyle yeni güne gözlerimi açmış bulundum..Ve onun kahvaltı hazırlama şevkini görünce,onun isteklerini yerine getirip ben de bari bir tarif yayınlayayım diyerek geldim buraya..:)
Nasılsa kahvaltı olayımız da çıktı gitti aradan, Kaan beyin ”Ne kadar becerikli oğlun var görüyor musun? Omlet bile yapabiliyorum, sen çok şanslısın anne” gibisinden kendisine methiyeler dizdiği cümleleri eşliğinde..:)
Evet çok şanslıyım şükürler olsun,omlet bile yapabilen bir oğlum 🙂 özlediğim zaman gelebilen yağmurlar,istediğim zaman duygularımı paylaşabildiğim bir blogum ve orada yüzlerce güzel dostum var..:)
Tüm bunları görebilecek,hissedebilecek,anlayabilecek tüm donanıma da sahibim en önemlisi..
Ve bir kez daha anladım ki hakikaten şükretmem gereken çok ama çok şey var…
İnsanın yaptığı çok basit bir yemeğin beğenilmesi bile mutluluk sebebi olabiliyor..:)
Bu tarz mutlulukları blogum sayesinde epey tatmış olsam da her defasında,sanki ilk kez yaşıyormuşumcasına seviniyorum..:)
Çok ama hakikaten çok pratik olan(Bu cümleyi kaçıncı kez kuruyorum acaba ? 🙂 kaşarlı köfteyi mutlaka denemenizi öneriyorum..Köftenin üzerine koyacağım 1’er dilim peynirin lezzetini bu kadar değiştireceğini yemeğe farklı bir boyut kazandıracağını hiç düşünmemiştim..
Ama oldu işte..Ve şimdi denemeniz ve çok beğenmenizi ümit ederek tarifi veriyorum..
KAŞARLI KÖFTE
malzemeler:
- 300 gr yağlı kıyma
- 1 adet soğan
- bir tutam maydonoz
- Aldığı kadar galeta unu
- tuz,karabiber
- kekik,kuru nane
- kaşar peyniri
- Derin bir kap içerisine kıyma ve kaşar peyniri haicindeki tüm malzemeyi alıp iyice yoğuruyoruz.
- Yoğurduğumuz harcı 1 saat kadar dolapta bekletip cevizden küçük parçalar alarak minik köfteler hazırlayıp hiç yağ koymadan fırına dayanıklı kaplarımıza yerleştiriyoruz.
- Köftelerimizi fırında hafif kızarana kadar pişirip,üzerlerine dilimlenmiş kaşar peynirlerini yerleştirip,kaşar peynirler eriyene veya kızarana kadar pişiriyoruz..