DOLDURUŞA GELMİŞ KUZU BALIĞI :)

 İlk cümleyi boş bıraksam nasıl olur acaba?
İlk cümleyi es geçsem,ikincisiyle başlamak daha kolay olabilir mi ki?
Dakikalardır bunu düşünüyorum ve işin içinden çıktığımı söyleyemem..Buraya yazmak benim en keyif aldığım şeylerden birisi..Amma velakin,o ilk giriş cümlesi yok mu ya,işte o beni öyle bir zorluyor ki, konuya giriş yapana kadar nedereyse bir roman yazabilecek kadar (Hikaye de diyebiliriz.:) ) senaryo ve konu geçiyor da aklımdan nasıl giriş yapacağımı kestiremiyorum bir türlü..

Bunun bir yolu olmalı, ama ne?
Bilen,çözen,zorlanmadan giriş yapabilen lütfen beri gelsin..:)
Sanıyorum bazı zamanlarda giriş yapmakta bu kadar zorlanmamdaki en büyük etken netten uzak kalmam..Bir süre ayrı kalınca,yabancılaşıyoruz sanki blog paneliyle birbirimize.:) O da naz yapıyor,o kadar boşlarsan,böyle bön bön bakınırsın diyor sanki..:)  ( İlham gelmiyor,sorun bende demiyorum da,en olmayacak yere bağlıyorum öz mü öz sorunsalımı.Yuh bana.)
Neyse ki zor da olsa başladıktan sonra çözülüyorum,rahatlıyorum,hapımı almışım da yavaş yavaş tesir etmeye başlamış gibi bir açılma hissediyorum..:)
Sonrası  geldikçe geliyor mübarek..:) Bu defa da, onu kovala,bunu atla,şunu geç diye frenlemekten bir hal oluyorum..:)
Bugünlerde konuşurken de kelime seçmece oynuyorum.:)
Her aklıma geleni bırakmıyorum öyle misal..:) Ama sanıyorum bu oyunu devam ettirmem olanaksız..İnsanın içinden geldiği gibi davranabilmesi,özgürlüğün ta kendisi,tersi de tutsaklık bana göre..
İnsan,kimin veya kimlerin yanında içinden geldiği gibi davranabiliyorsa,kısıtlamıyorsa kendini işte orası onun biricik mekanı..Aksi takdirde, bünye dayanamaz iflas bayrağını  çeker,heba olur gider şu fani dünyadan…
Zaten günümüzde tüm hastalıkların kaynağı stres..
Peki stres neden kaynaklanıyor? Kişilerin kendisini ifade edememesinden,anlaşılamamaktan,yaşanılan olumsuz olaylardan ve  (bilimsel bir çalışma değil ) %90 ( 99 bile olabilir) insan kaynaklı sorunlardan…
Bir çoğumuz anlatamadığımız,konuşamadığımız,içimize attığımız için,o içimizde büyüyen sıkıntıların sonucunda karşı karşıya geliyoruz türlü maddi ve manevi rahatsızlıklarla..
Bundan sebep,susmayın konuşun derim ben.:)
Konuşacak insan bulmak,hele ki bu zamanda dert dinleyecek derman bulmak öyle he deyince olabilecek şey de değil amma,bize her daim kapısını açık tutan,biz anlatmasak bile içimizde olanları en ince ayrıntılarına kadar bilen,bizi bizden öte hem de daha ziyade tanıyan Rabbimiz var…
O varsa sorun yok,O varsa huzur bol,saadet çok..

Daha sağlıklı olduğunu bilmek,kızartmayı aratmayan nefis tadı,hiç bir yeri kirletmeden yağlandırmadan  balığı fırından alıp,sofraya koymak, balığı daha da çok sevmeme sebeb oldu ayrıca..

Bir kere,evde balık yapmak istemeyişimin en büyük sebebi olan kokusu,fırında yapıldığı zaman mutfakla sınırlı kalıyor diyebilirim..
Hal böyle olunca,hergün olsa pişirmekten gocunmayacağım bir yemeğe dönüşüyor balık..
Balık + salata en ideal  menü olsa da, birlikte pişirdiğim sebzeler de çıtırtıları ve lezzetleriyle nefaset katıyor bu menüye..
Kullandığınız balık hangisi olursa olsun,dolduruşa getirmeyi ihmal etmeyin..:)
DOLDURUŞA GELMİŞ BALIK :

malzemeler:

hazırlanması:

1.     Balıkları temizletip tekrar yıkayıp tuzladıktan sonra,yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine yerleştiriyoruz.
2.     Patates ,soğan,havuç ve biberleri yıkayıp küp şeklinde doğrayıp bir leğene alıyoruz.
3.     Sebzelerin üzerine zeytinyağ,kekik,tuz ve taze çekilmiş karabiber ekleyip iyice harmanlıyoruz.
4.     Sebzeleri balıkların içerisine veya kenarlarına yerleştirip,leğende kalan kekik soslu yağı fırça ile balıkların üzerine sürüyoruz.
5.     180 derecede balıklar kızarana kadar pişiriyoruz…
Afiyet şifa olsun ….
Mutlu,sağlıklı,bol muhabbetli,içimizden geldiği gibi davranabileceğimiz,konuşarak anlaşabileceğimiz,kendimizi sınırlamak zorunda kalmadan her anın tadına varabileceğimiz ,günler,haftalar, yıllar diliyorum…
Yeni yılımız hayırlara vesile olsun inşAllah..
Geçen yıl yaptığım aşure tarifine buradan ulaşabilirsiniz..
Dua ve muhabbetle….
Exit mobile version