
Çorba yapmak için yaz-kış ayrımı yapmazken,aylar önce yapılmış,resimlenmiş ve blogda yayınlanmak üzere sıralarını bekleyen tarifler arasında çorbaları görünce böyle bir ayrım gözettiğimi farkettim.
Sanki kışa girerken parfe tarifleri ekleyen,mevsimlik tarifleri anca ucundan bucağından yakayabilen tembel blogger ben değilmişim de, herşeyi yerli yerince yaparken,bir çorba tariflerim aksamış gibi.:)
Fakat çorbanın içeriğini anımsayınca,iyi ki de kalmış bugünlere demekten alamadım kendimi.
( Bu ne yaman çelişki Zelihaa! )
Zira çorba,teyzemin aşırı yemek seçen kızı için uyarladığı ve sonrasında tüm aile tarafından benimsendiği halde, şanına yaraşır bir ismi olmaksızın,sebze çorbası muamelesi gören,belki de bu yüzden hüzünlenen bir çorbaydı. (Bu ara fazlaca mı duygusalım ne?)
Hal böyle olunca da,isim annesi olmak bana düştü ve bu vakte kalmasında varmış bir hayır deyip,”Bahar Çorbası” koyuverdim adını.
Bahar kadar renkli,bahar kadar güzel..Ve insan tıpkı baharın geçmesini istemediği gibi,çorbanın da bitmemesini istiyor.:))
Hal böyle olunca bize de bolca pişirip, afiyetle tüketmek kalıyor..
BAHAR ÇORBASI
malzemeler:
-
yarım tavuk göğsü
-
3 çorba kaşığı tereyağ
-
1 adet kapya biber
-
1 adet yeşil biber
-
1 çay bardağı tel şehriye (Çocuklar boncuk makarna ile de çok seviyor.)
-
3 çorba kaşığı un
-
2 adet havuç
-
tuz,nane
hazırlanması:
- Tavuk göğsünü olabildiğince minik küpler halinde doğrayıp,çorba tenceresine alıyoruz.Biberler ve havucu da aynı şekilde doğrayıp tencereye alıp,tavukların rengi iyice dönene kadar soteliyoruz.
- 6-7 su bardağı sıcak suyu tencereye ekleyip,kaynayınca şehriyeleri ekleyip kaynamaya bırakıyoruz.
- Unu bir tas içerisine alıp,üzerine azar azar soğuk su ekleyerek güzelce karıştırıp,kaynayan çorbaya ekliyoruz.
- Şehriyeler pişene kadar kısık ateşte kaynatıp,tuzunu ve kuru nane ekleyip ocaktan alıyoruz.
Bahar kadar naif,renkli,coşkulu bir hayat dileğiyle..