
Haftaya tatlı bir tarifle başlamak istedim..
Başlığı biraz uzunca oldu..:) Hatta,kabak tatlısı için,şu zamana kadar atılmış en uzun başlık olduğunu düşünmekteyim.:)
Pratik olduğu,düşünmemi gerektirmediği ve acaba olur mu olmaz mı,tutar mı tutmaz mı stresi yaşatmadığı için çok seviyorum ben kabak tatlısını..
Tatlıyla aram olmadığından, misafir geleceği ve eşim istediği zaman,diğer tatlıları yapmak aklımın köşesinden geçerken bile bir acizlik hissederim bünyemde.:)
Revani gibi kek tarzı tatlılardan yapayım desem,” Acaba kabarır mı,becerebilirmiyim?” gibi sorular ard arda beynimde çakmaya başlar..
Şekerpare misali kurabiye tarzı tatlıları da geçmişte yaşadığım acı bir tecrübe dolayısıyla yapmaya yanaşmam kolay kolay..Ancak gül tatlısı yapmışlığım ve tutturmuşluğum vardır.:) Ve o bir istisnadır..:)
Şöyle ki; ilk evlendiğimiz yıllarda, günlerden bir gün misafir almak istedik ve ben, nerden aklıma geldi ise şekerpare yapmaya karar verdim..
Tarif çok kolay geldi,”hamuru yoğur,yuvarla,pişir şurubunu dök,miss gibi tatlı..Hem de elde yapılmış,daha ne olsun ki…” diye düşündüm..
Neyse hamur aşaması iyi güzel,tepsiye yerleştirme kısmında da sıkıntı yok..
Hatta fırını açıp,güzelce yerleştirdiğim şekerparelerime heyecanla bakışımı bile hatırlıyorum.:)
Ne de güzel oldular,diye…:)
Ve sonrasında hayal bile kuruyorum,beğenecekler, Maşallah çekecekler gibisinden .:)
Ah bu benim hayal gücüm,illa ki harekete geçmek zorunda sanki..
O arada diğer işlerime yönelip, biraz zaman geçince,tatlılar olmuştur diyerek fırının başına gelince bir de ne göreyim!
Benim şekerparelerim dağılmışlar ve incecik bir tabaka haline dönüşmüşler tepsinin içerisinde..:(
Hayallerimin bittiği an ,işte o an..
Toparlayıp tekrar yuvarlama şansım yok,yeni bir tatlı yapacak cesaret zaten uçup gitmiş..Ardından füze göndersen tekrar ulaşman imkansız.:)..
Vaktin daraldığına mı yanayım,hayallerimin bir anda yok olmasına mı?
Ağlamaklı bir ifadeyle eşimi aramıştım hemen..
Ve bir paket tatlıyla gelip beni teselli edene kadar,dolu dolu gözlerle,canımın sıkıntısıyla zar zor diğer işlere yönelmek için epey çaba harcamıştım..
Bazen olur hani,çok istediğin bir şey olmayınca,gönlün kırılıverir..Ne gönlün gider başka şeye,ne de elin..
İşte öyle bir durum olmuştu,çünkü hayal etmiştim,ve suya düşmüştü..
Aslında o dönemlerde bu tarz olaylar çok yaşadım ben,çok gözyaşı döktüm, yemekler düşündüğüm ve olması gereken gibi olmadı diye..
Ve o gün bugündür,tatlı yapmaya yanaşmadım pek….
”Hayal edip,hüsrana uğrayana kadar,işini garantiye al,tatlı da eşinden olsun.” Diye nasihat ettim kendime.:)
O gün bugündür,ne şekerpare ne de başka bir tatlı yapmaya yönelmedim..
Hele hamur açıp,baklava veya benzeri bir tatlı yapmayı,aklımın ucuna bile yaklaştırmadım..:)
Amma velakin kabak tatlısı yok mu ?
İşte onunla tanışınca çok şey değişti..
Yemek pişirir gibi hazırlanıyor olması ve tenceredeki kabağı unutup yakmadıktan sonra,hiç risk taşımıyor olmasıyla beniz ziyadesiyle cezbetti….
Bu pratik ayrıntılara,kabak tatlısının hafif ve enfes tadı da eklenince,evde yapabildiğim tek tatlı olarak yıllarca mutfağımdaki yerini aldı..
Hep klasik bildiğimiz tarif üzere…
Kabak mümkünse parçalanmış ve dilimlenmiş haliyle alınır ki,hem kabağın kötü çıkma olasılığı azaltılır,rengi görülerek,hem de evde onu soymak ve doğramak için ekstra bir çaba harcamaya gerek kalmaz..
Kabaklar geniş bir tencereye alınır,2 kg. kabak için 3,5 su bardağı şeker tencereye koyulur ve bir gece bekletilir..
Sabah ilk iş ,ocak açılıp,orta ateşte tatlı yavaş yavaş pişmeye bırakılır..
Kendisi kaynadıkça sulandığından,ekstra su takviyesi gerektirmez..
Eğer ki koyu bir şerbeti olsun isteniyorsa kapağı açık bırakılarak kaynatılır..
Pişen kabak,servis tabağına alınıp,tercihe göre üzerine ceviz veya hem ceviz hem beyaz tahin dökülerek servis yapılır ve afiyetle yenir..
Benim için manevi değeri olan bu tatlıya blogumda yer verirken,birazcık albenisi olsun istedim.:)
O sebeple de, muhallebi ile birleştirerek kendi çapımda bir şölen hazırladım.:)
Renklerin uyumu çok hoşuma gittiği için bir süre yemeye kıyamayıp,izlemeyi tercih ettiğimi de itiraf etmek istiyorum:)
Ve ”Daha önce ben bunu neden düşünemedim ki.” diye hayıflandığımı..
Ben kolay bir muhallebi tarifi ile hazırladım,fakat dilediğiniz,beğendiğiniz muhallebi veya krema tarifi ile hazırlayıp afiyetle tüketebilirsiniz..
-
1kg. kadar kabak tatlısı,yukardaki tarife veya kendi tarifinize göre hazırlanıp püre haline getirilmiş.
-
1 fincan yeşil fıstık ve ceviz.
-
Damla çikolatamuhallebisi için:
- 2 yemek kaşığı tepeleme buğday nişastası
- 3 yemek kaşığı tepeleme un
- 1,5 su bardağı toz şeker
- 1 litre süt.hazırlanması:
- Muhallebi için gereken malzemeleri çukur bir tencereye koyup tahta kaşık yardımı ile ağır ateşte süt kaynayana kadar karıştırın..
- Kaynadıktan 5 dk. sonra ocaktan alın..
- Dilediğiniz cam bardak veya kase içerisine biraz kabak püresi biraz muhallebi koyarak yerleştirin.. ( Bizimkiler derin kaçtığı için yemek biraz zahmetli oldu…Bilginize.:)
- Üzerine damla çikolata,ezilmiş ceviz ve fıstık ekleyerek servis yapın..