AŞURE TATLISI VE DUA..

 Dün akşam yaptığım ve çok fazla olduğunu düşündüğüm aşureden çok azıcık kaldı.. Güzel oldu sanırım.
Annem yakın olsaydı ona da götürürdüm derken,eşimin talebiyle annemlere gitmeye karar verdik.
o yüzden de oldukça hızlı tutmaya çalışıyorum elimi beynimi .

AŞURE :
malzemeler:

  • 1,5 su bardağı aşurelik buğday
  • 1 su bardağı haşlanmış nohut
  • 1 su bardağı haşlanmış kuru fasülye
  • 1 çay bardağı pirinç
  • 1 fincan kuru üzüm
  • 1 su bardağı kuru kayısı
  • 1 su bardağı fıstık içi
  • 1 su bardağı fındık içi
  • 3 su bardağı şeker
  •  1 su bardağı kuru incir
  • tarçın,susam,nar,ceviz

hazırlanması:

  1. Nohut ve kuru fasülyeyi haşlayıp bir kenara alıyoruz.:)
  2. Buğdayı güzelce yıkayıp üzerini az geçecek su ilave ederek pişiriyoruz.
  3. Buğday pişmeye yaklaşınca pirinci ekliyoruz.
  4. Pirinç pişince,haşlanmış nohut ve fasülyeyi de ekleyip karıştırıyoruz.
  5. Diğer bir tencereye,incecik dilimlediğimiz,kayısı,kuru incir,kuru üzümü alıp üzerini geçecek kadar soğuk su ekledikten sonra 10 dk. kadar kaynatıyoruz.
  6. Ben kuruyemişleri de ekleyip 3-4 dk. kadar ocakta tuttum..
  7. Buğdayın olduğu tencereye kuru meyveleri ve kuruyemişleri ekleyip suyunu kontrol ediyoruz.
  8. Eğer kıvamı çok koyu ise,sıcak su takviye edebiliriz..
  9. Tüm malzeme kaynayınca şekerini ilave ediyoruz, şeker miktarını kendi isteğimize göre ayarlayabiliriz..
  10. Şekeri ilave ettikten sonra,15-20 dk. kadar daha kaynatıp ocaktan alıyoruz.

Küçük çocuk,deniz kenarına oturmuş,gözlerini de ilerdeki bir noktaya dikmişti.
Belki bir saattir öylece duruyordu.
Çocuğun bu hali,alışveriş için  balıkçı sandallarının kıyıya dönmesini bekleyen bir ihtiyarın dikkatini çekti.Yaşlı adam ufaklığın yanına gelip :
-Merhaba delikanlı! Bugün hava ne kadar güzel değilmi? dedi..
Küçük çocuk,başını çevirmeden ;
-Ama rüzgarlı ,topum denize düşünce,sürükleyip götürdü,diye cevap verdi..
Adam çocuğun yanına oturup:
-Eğer biraz genç olsaydım,yüzüp onu alırdım,ama şimdi  adım bile atamıyorum.dedi üzgün bir ifadeyle..
Ve ardından ekledi:
-Ümidini hiçbir zaman kaybetme,bence dua etsen çok iyi olur..
Çocuk  büyük bir sevinçle:
-Dua etsem,topum gelir mi? Denize düştüğü yeri bulabilir mi? diye sordu.
– Allah  isterse eğer,ona öğretir!.. dedi yaşlı amca..
-Topun geri gelmese bile,dualarının sevabı sana yeter..
Küçük çocuk,yaşlı adamın  sözlerini biraz düşündükten sonra,her okuduğunda dedesinden  bahşiş kopardığı  duaları ard arda sıralayıp Allah’dan yardım istedi.
Ama üzüntüsü azalmamıştı,deniz çok büyük topu ise oldukça küçüktü..
Epeyce beklemesine rağmen topu geri gelmedi,ama çocuk da eve gitmeyip ihtiyarla birlikte oralarda oyalandı..
O sırada,yaşlı adamın alışveriş yapmak için beklediği balıkçı teknesi kıyıya doğru yanaştı..
İhtiyar amca hemen balıkçıya doğru gitti.
-Avınız inşallah iyi geçmiştir,eğer varsa birkaç kilo alabilirim.dedi.
Balıkçı,kovanın içerisindeki balıkları gösterip:
-Ancak o kadarcık tutabildim,denizlerde balık kalmadı.dedi.
Bu sırada yaşlı amcanın hemen yanıbaşında duran çocuk girdi söze:
-Dua etmeyi hiç denediniz mi? Ümidinizi sakın kaybetmeyin.
Balıkçı için herşey tesadüftü,bunun için de,”rastgele”derdi..
Ama şimdi bir şey hatırlamıştı..
Yıllar yılı unuttuğu bir şeyi.
Çocuğun yanaklarını okşarken, ”Dua ha” diye mırıldandı..
– Dua edersem,çok balık tutarmıyım?
Çocuk hemen cevap verdi:
-Tutamasanız bile,ettiğiniz duaların sevabı size yeter.Ben bunu yeni öğrendim..
Balıkçı başını ağır ağır sallayarak:
-Ben de yeni öğrendim!.diye gülümsedi.Üstelik,küçük bir öğretmenden..
Çocuk,bu sözlerden çok hoşlanmıştı.
Artık topun gitmesine üzülmüyordu.Yanındaki yaşlı amca,ona göz kırpıp gülümserken,balıkçı tekneye yöneldi ve ağların üzerindeki eski örtüyü açtı.
Bir top vardı orada.Henüz ıslak olduğundan,ışıl ışıl parlayan bir futbol topu.
Balıkçı, topu çocuğa uzatıp:
-Öğretmenlerin hakkı hiç ödenmez.dedi.Bu topu biraz önce denizde buldum…
Küçük çocuk rüyada gibi hissetti kendini.Aceleyle sağa sola bakındı.Ama herşey gerçekti.
Balıkçı da,ihtiyar da,sandal da..
Ve kendi topu da ellerindeydi işte..
Dua ne güzel şeydi..

Güzeldir dua..
İyi şeyler istemek,herşeyin hayırlısını dilemek Yüceler Yücesinden..
Ama bıkmadan,usanmadan..
Belki hemen gelecektir beklenen cevap,belki de yıllar sonra..
Ama mutlaka gelecektir..
Eğer öyle olmasa, Rabbimiz:
!!- Siz dua edin,ben icabet edeyim.” buyururmuydu.?
Yeter ki istemesini bilelim,yeter ki,sebat gösterelim isteklerimizde..
Üç-beş defa isteyip de,benim duam kabul olnmuyor,diyerek elimizi eteğimizi çekmeyelim lütfen..

Dua etmek için zaman ve mekan sınırı da yok değil mi?
İnsan,her an,her şartta yüreğinden dileyebilir ne istiyorsa Rabbinden..
Ki, mükemmel değiliz hiçbirimiz..
İlle de var hatalarımız,kusurlarımız,eksiklerimiz..
Hayattan beklentilerimizse ne çok değil mi?
Kim çıkıp da diyebilir ki ”Herşeyim tastamam,hiçbişeye ve kimseye ihtiyacım yok benim.”
Ki günler geçmekte,ne getireceği,neleri götüreceği belli olmaksızın hızla akıp gitmekte..
Ne garip değil mi?
Canlılar içerisinde en büyük donanıma sahip olarak yaratılan,’ akıl,fikir sahibi insan,çoğu kez başına gelenlere ve geleceklere mani olamamakta..
Ah-vah-tüh’lerle geçip gitmekte hayat..
Garantisiz bir ömür sürmekteyiz hepimiz..
İşte o zaman yapmamız gereken şey besbelli..
Sıkıca sarılmak  ”Dua” ya..
Emanet etmek kendimizi,kalbimizi,yarınımızı Rabbimize..
O sahip çıkarsa bize,gerisi öyle kolay ki..

Rabbimizin kapısı,biz kullarına her daim açık olmakla beraber,bazı özel günler de, daha cömert davranmıştır..
Aşure günü de bu günlerden birisidir..
Hz. Musa,Firavun ve ordusundan o günde kurtulmuştur..
Hz. Nuh’un gemisi,aşure gününde  Cudi Dağı üzerinde dumuştur..
Yani tufan sona erip,nihayet inananlar rahat nefes almıştır..
Hz. Yunus balığın karnından aşure gününde kurtulmuştur.
Hz. Adem’in tövbesi de yine aşure gününde kabul edilmiştir..
Hz. Yakup’un hz. Yusuf’a olan hasretinden ağlamasıyla kapanan gözleri de o gün açılmıştır..
Hz. Eyyüb a.s. aşure günü şifa bulmuştur..
Fakat ne acıdır ki,Peygamber Efendimizin torunu hz. Hüseyin de,yine Muharrem ayının 10. günü şehit edilmiştir..
Rabbimiz şefaatlerinden mahrum etmesin..
İşte böylesine büyük olayların vuku bulduğu bir gün aşure günü..
Ben postu yazmakta geç kaldım ama,henüz Muharrem ayı bitmiş değil,ve Rabbimizin her günü değerli,önemli..
Ne demişler;
”Her geceyi kadir,her geleni Hızır bil.”
Bizler de her günümüzü önemli kabul edip,dualarımızı eksik etmeyelim kalbimizden..
Belki hemen kabul olmayabilir ama,bu duaların sevabı bizlere öyle ferahlık verir öyle rahatlatır ki,gönlümüz,ruhumuz zenginleşir,güzelleşir..

 

Eğer koyu bir kıvam olmasını istiyorsanız, 1 su bardağı soğuk su ile inceltilmiş 1 çorba kaşığı nişasta ekleyebilirsiniz..

İsteğinize göre,portakal veya limon kabuklarını da minik minik doğrayıp aşureye koyabilirsiniz..
Cevizi de servis esnasında aşurenin üzerine koyarak servis ederseniz,aşurenizi karartmamış olursunuz..:)
Annem cevizleri ıslatıp kabuklarını tek tek soyardı ama,uğraşmak hiç kolay değil..:)
En güzeli,cevizi öğütüp,aşurenin üzerinde servis etmek..
Afiyet şifa olsun inşallah..
Ben hızla hazırlanmaya geçmeliyim..:)
Çok hızlı bir yazı oldu,hata ve kusurlarım varsa affola..
İnşallah dönüşte görüşürüz..
Dualarınızı eksik etmeyin,kendinizden ve sevdiklerinizden..
Her daim,huzurla ,umutla,mutlulukla kalın..

Exit mobile version