PAMUK POĞAÇA

Yoğun geçen kışın sonuna gelindiği,güneşin sıcacık yüzünü gösterip,ağaçların çiçek açtığı bahara hasretle merhaba dediğim günlerin çocuksu mutluluğunu yaşıyorum.
Öyle güzel ki bahar.
Güneşin doğuşunda bile farklılık hissediyor insan.
Kuşlar bu mevsimde daha bi şevkle ötüyor sanki..
Ağaçlar bembeyaz tüllerle bezenmiş gelin misali tüm güzelliklerini sergileyip insanın gözlerinden ruhuna huzur veren bir yol çiziyor..
Ne hoş şey Bahar..
O narin hali, bitkisinden böceğine,insanına kadar,her canlıda tatlı bir heyecana sebep eşsiz güzellikler…
Tüm bu güzelliklere paralel, şöyle düşünüyorum;
Ne güzel olurdu hep baharı yaşasak..
Hiç üşümesek,sıcaklardan şikayet etmek zorunda kalmasak..
Yeşillikler kurumasa,yeşilin en güzel tonları arasında arz-ı endam etsek..
Kışın kar kabusu, yazın bunaltan sıcakları uzak olsa bizden..
Ne güzel olurdu!

 


Amma fakat,herşey gibi bu da, bir yere kadar sürerdi hükmünü,sonrasında sıkılırdık ,çiçekli ağaçlardan,sürekli cıvıldaşan kuşlardan,narin narin gülümseyen güneşten bile..
Üşümek isterdik  bazen iliklerimize kadar,hatta yanmak isterdik belki güneşin altında..
Herşey tadında güzel..
Varlığını bildiğin güzellikleri özlemek güzel..
O günleri tatlı hayallerle beklemek en güzel..
Hayat da tıpkı mevsimler gibi.
Bazen kara kış gelir çöker hayatın üzerine..İnsan sanki hiç ısınamayacağını düşünür..
Yağmurlar yağdırır sağnak sağnak..
Ama geçecek diye bir ümit belirir yürekte..Belirmelidir..
Bahar gelecek..
Sabret..
Ve tüm zorluklara rağmen,atlatılabilirse o karlı kış,baharı da görecektir insan..
Ağaçlar nasıl bekliyorsa sabırla,çiçek açacakları günleri,insan da beklemeli…
Ümitle,şevkle..
Menzile ulaşacağı yolda, karşısına çıkan olumsuzlukları kendine kalkan etmeyi bilerek..
Soğuğa ve buz tutmuş toprağa kafa tutan,tüm imkansızlığa rağmen yaşam mücadelesi veren nadide bitki kardelen misali..
Gönlün baharda açan çiçekler kadar güzel,kara kışı aşıp bahara ulaşan kardelenler kadar mücadeci olsun.
Hayattan asla vazgeçme!

Aylardır beklenen,uğruna uykulardan,zevk-ü sefalardan feragat edilen sınavı zorlu bir şekilde atlattıktan,kendimde ve çevremde şahit olduğum umutsuz tablodan sonra,ancak böyle bir yazı yazarak dönebilirdim canım bloguma.:)
İnsan kendisini ve çevresini motive edebilmeli değil mi? Edebilmeli ki,bir sonraki adımları atacak gücü,inancı  olsun..
Dilerim tüm kardeşlerim umduklarına kavuşurlar.
Yılların emeğinin sade ve sadece 160 dk. ile sınırlandırıldığı,roman özetinden hallice paragraf,”Felsefe mi? İllallAllah” dedirten felsefe sorularından vs. bahsedecek değilim.
Havaların tam da pamuk kıvamında olduğu şu nefis günlere girmişken,tadı da pamuk gibi olan poğaça tarifini biran önce paylaşmak niyetindeyim.:)
Pelin’de gördüğüm an not edip,defalarca denediğim muhteşem tarif.

Pamuk Poğaça
Malzemeler:
  İçine:
hazırlanması:
  1. Geniş bir kap içersine ılık su ve sütü alıp, mayayı ilave ederek  mayayı iyice eritiyoruz.Üzerine şekeri de ekleyip 10 dk. kadar bekletip,sıvıyağ,tuz ve azar azar un ilavesi ile yumuşak bir hamur elde edene kadar yoğuruyoruz.
  2.  Hamurun üzerini nemli bir bez ile örtüp,30 dk mayalanmaya bırakıyoruz.
  3. Mayalanan hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar kopartıp,elimizle açarak içerisine peynirli karışımdan koyup yuvarlayıp yağlı kağıt serdiğimiz fırın tepsisine yerleştiriyoruz.
  4.   Hamurun tamamını kullandıktan sonra poğaçaların üzerine yumurta sarısı sürüp,susam serpiştirerek 180 derecede üzerleri kızarana kadar pişiriyoruz.
 Afiyet şifa olsun..
Nasıl ki fizikte 2 zıt cisim aynı yerde bulunmaz diye bir kanun varsa psikolojide de aynı kanun yürürlüktedir.
Eğer beynimizi cesaret,sevgi,anlayış düşünceleriyle doldurursak menfi bütün düşünceler kaybolur  gider..
Güzel düşünüp,güzelliklere gark olmak duası ile…
 
Exit mobile version