
Kahvaltıya,çay sofralarına çok yakışan,lezzeti garanti,yapımı pratik enfes bir kek. 🙂
PATATESLİ KEK
malzemeler:
- 3 adet yumurta
- 1 su bardağı yoğurt
- 2,5 su bardağı un
- 1 fincan zeytinyağı
- 1 paket kabartma tozu
- 1 adet kuru soğan
- 2 adet patates
- tuz,karabiber,kimyon,pul biber
- Bir tutam dereotu ve maydanoz
- susam,çörek otu
Günlerden cumartesiyken,üstüne üstlük Gençlik ve Spor bayramına denk gelmişken,gencecik ben bugünü temizlikle geçirdim.
Giriş cümlesinde bir serzeniş,bir sitem varmış gibi gözükse de, esasen şu içinde bulunduğum durumdan son derece hoşnutum.
Evimi temizlemiş olmanın verdiği iç huzura ek olarak, elimin ayağımın tutuyor olması,kendi işlerimi görecek bedensel ve ruhsal donanıma sahip olmaktan dolayı ciddi anlamda mutluyum.
Temizleyecek bir evim,ziyaretime gelecek misafirlerim olduğu için ne şanslıyım.
Kendimi ifade edebiliyor olduğum,okunduğum,hiç tanımadığım evlere,sofralara,gönüllere misafir olduğum için ne şükran doluyum.
Ne diyordu o güzel söz; Mutluluk varılacak bir istasyon değil,bir yolculuk şeklidir.
Çoğu kez sözde kalır yazılanlar,farkında olmadan yaşanır,biter ve gider hayat.
Ucu bucağı gelmeyen isteklerle,hep bir hedefe kitlenmiş,an’ı yaşayamadan,hissedemeden varlığını bile.
Çoğu kez,sahip olamadıklarını düşünmek,öyle çok doldurur ki içini, sahip oldukların aklının kıyısına bile uğramaz.
Hep bir hayıflanış,hep bir beklentiler zinciri.
Ama nereye kadar?
Sanki o çok istediğin araba senin olunca veya o yanıp tutuştuğun eve kavuşunca bitecek mi istekler?
Ondan sonrası için,mutlulukla yaşayacak mısın ömrünün sonuna kadar?
Korkarım ki hayır.
İşte tam da burada saklı , Yaradan’a teşekkür etmenin, görülmeyeni görmenin,basit denileni yücelttikçe,mutluluğu ve huzuru keşfetmenin sırrı.
Bedeni noksan birini görünce, aynı şeyler geçen içinden;
– Ne kadar şükretsem az.der, az vakit sonra,yine sonu gelmeyen isteklerin kucağına bırakıverirsin kendini.
Ama yapma!
Gören göz,işiten kulak,yürüyen ayak ve her şeyden öte sevebilen bir kalp öyle çok şey ki.
Bunlara sahip olduğunun farkında olmak ,öyle büyük servet ki.
Hiçbir şey dolduramaz yerini.
Her yeni güne uyanırken ve her biten günü uğurlarken,sadece sahip olduklarını düşün ve ŞÜKRET!
Sonra da o anlatılamaz iç huzurun,hayatına yansımasını SEYRET!
Giriş cümlesinde bir serzeniş,bir sitem varmış gibi gözükse de, esasen şu içinde bulunduğum durumdan son derece hoşnutum.
Evimi temizlemiş olmanın verdiği iç huzura ek olarak, elimin ayağımın tutuyor olması,kendi işlerimi görecek bedensel ve ruhsal donanıma sahip olmaktan dolayı ciddi anlamda mutluyum.
Temizleyecek bir evim,ziyaretime gelecek misafirlerim olduğu için ne şanslıyım.
Kendimi ifade edebiliyor olduğum,okunduğum,hiç tanımadığım evlere,sofralara,gönüllere misafir olduğum için ne şükran doluyum.
Ne diyordu o güzel söz; Mutluluk varılacak bir istasyon değil,bir yolculuk şeklidir.
Çoğu kez sözde kalır yazılanlar,farkında olmadan yaşanır,biter ve gider hayat.
Ucu bucağı gelmeyen isteklerle,hep bir hedefe kitlenmiş,an’ı yaşayamadan,hissedemeden varlığını bile.
Çoğu kez,sahip olamadıklarını düşünmek,öyle çok doldurur ki içini, sahip oldukların aklının kıyısına bile uğramaz.
Hep bir hayıflanış,hep bir beklentiler zinciri.
Ama nereye kadar?
Sanki o çok istediğin araba senin olunca veya o yanıp tutuştuğun eve kavuşunca bitecek mi istekler?
Ondan sonrası için,mutlulukla yaşayacak mısın ömrünün sonuna kadar?
Korkarım ki hayır.
İşte tam da burada saklı , Yaradan’a teşekkür etmenin, görülmeyeni görmenin,basit denileni yücelttikçe,mutluluğu ve huzuru keşfetmenin sırrı.
Bedeni noksan birini görünce, aynı şeyler geçen içinden;
– Ne kadar şükretsem az.der, az vakit sonra,yine sonu gelmeyen isteklerin kucağına bırakıverirsin kendini.
Ama yapma!
Gören göz,işiten kulak,yürüyen ayak ve her şeyden öte sevebilen bir kalp öyle çok şey ki.
Bunlara sahip olduğunun farkında olmak ,öyle büyük servet ki.
Hiçbir şey dolduramaz yerini.
Her yeni güne uyanırken ve her biten günü uğurlarken,sadece sahip olduklarını düşün ve ŞÜKRET!
Sonra da o anlatılamaz iç huzurun,hayatına yansımasını SEYRET!
Şükretmek dedim ya,hakikaten insan teşekkür etmesini bildikçe hayat kolaylaşıp,güzelleşiyor.
Son günlerde okuduklarımın etkisiyle olsa gerek,her şeye karşı duyduğum şükran duygusunun paha biçilemez olduğunu düşünüyorum.
Mutluluk dıştan gelen bir şey değil kesinlikle.
O içte olan ,görülmek ,hissedilmek istenildiği sürece, hayatın her parçasında yansıması görülebilecek bir duygu.
Şu patatesli kek,durup dururken insanı mutlu etmez mesela.
Lakin,yapabildiğin,tadabildiğin ve bunları yaparken başkasına muhtaç olmadığını da katarsan işin içine,işte o zaman kendini dünyadaki en mesut kişi ilan edebilirsin.
Ve öylesin de zaten.:)
hazırlaması:
- Bir kapta yoğurt,yumurta ve yağı çırpıyoruz.
- Tuz,karabiber,pul biber ve elediğimiz unu da iyice karıştırıyoruz.
- Patatesleri rendeleyip,soğanı incecik doğrayıp karışıma ekleyip ,tekrar karıştırıyoruz.
- Pişireceğimiz fırın tepsisini yağlayıp, karışımı tepsiye döküp düzelttikten sonra 180 derecede üzeri kızarana kadar pişiriyoruz.
Afiyet şifa olsun inşAllah..
Şükrün lezzetine erenlerden olabilmek duası ile..