
Doğadaki her meyvenin,sebzenin binbir türlü faydası var ya..
Hurma da bunlardan birisi..
Bulunduğu zaman kaçırılmayıp, bol bol yenilesi bir meyve.
Hafiften kekremsi bir tat bıraksa da ağızda ,sevdim bu binbir isimli güzelliği..
Hazır mevsimiyken, reçeli de yapılmalı bence..:)
CENNET HURMASI
Malzemeler:
- 3 adet cennet elması (Tam olgunlaşmayıp,hafif sert olanlardan)
- 2 su bardağı şeker
- 1 su bardağı sıcak su
hazırlanması:
- Cennet hurmalarını iyice yıkayıp kabuklarını soyduktan sonra, ince dilimler halinde doğrayıp orta boy tencereye alıyoruz.
- Üzerine şekeri ilave edip en az 4-5 saat veya bir gece bekletiyoruz.
- Beklettiğimiz hurmaların üzerine sıcak suyu ilave edip koyulaşana kadar kaynatıp ocaktan alıyoruz.
- Kıvamı oluşan reçel biraz ılınınca kavanoza alıp, afiyetle yiyoruz..
İsmini yeni öğrendiğim meyvelerle reçel yapmak, hobilerim top 10’a 9 numaran hızlı bir giriş yaptı desem yeridir.(bknz.hünnap reçeli)
Onun yerindeki hobinin nereye gittiğini ben de bilmiyorum.
Konumuz da bu değil zaten.
Konu,benim yıllardır amme diye bildiğim şeyin binbir türlü isminin olduğunu öğrenip,ardından da reçelini yapıp, yeni yeni reçellere yelken açmam.
İsimlerinden bazıları sayıvereyim hemen; Kocayemiş, uruk Hurması,Kara hurma, Cennet Elması, Japon Elması ….
En hoşuma giden ise Cennet Hurması.
Hurmayı severim,bir de başına cennet eklenince pek değerlendi gözümde.
Diğer meyveler gibi bunun da uzun ömürlü olmayacağını anlayınca, bingo! dedim.
Neden reçelini yapıp, aylar boyu gözümün önünde durmasını sağlamıyorum ki?
Zira daha önce de bahsettiğim üzere, reçelden yana değil,onun yerine bal tüketmekten tarafım.
Fakat, çeşit çeşit reçeller yapıp, kahvaltıda bizzat ellerimle yapılmış reçeller sunmaktan yana bir yanım..
Hal böyle olunca, eve gelen her meyvenin hatta sebzenin reçel yapılmış hali geçiyor gözümün önünden perde perde..
Bir ara dolaptaki taze fasülyeleri görünce ,onlardan bile reçel yapmak geçti aklımdan o derece!
Bir bakayım google de varmı deyip de, karşıma kuru fasülye reçeli çıkınca kalakaldım..
Bu mutfak olayı,acaip bir olay.
Yapılmayacak hiçbir şey yok, öğrenmiş oldum böylece..
Şimdilik hurmaların reçelini yapayım da,fasülye bekleyedursun deyip, aklıma yatan bir tarif aradımsa da bulamadım.
Daha önceki reçel tecrübelerime dayanarak( Topu topu-2-3,ama sonuçta bir tecrübe var ortada) kendim yapayım dedim şöyle hafif kolay bir tarif.
Bu arada ilginç bilgilere ulaştım.
Reçel, Osmanlı’da aynı zamanda şifa veren bir gıda olarak değer görmüş.
Zaten şeker Osmanlı’ya ilk geldiğinde önce eczacıların eline verilmiş.
Reçelhanede de padişahın ilaçları yapılmış, yani reçelhaneler bir nevi eczane görevi görmüş.
Bunu öğrenmek çok fazla bir etki etmedi bana ama,yine de reçel yapmak keyifli.:)
Sıcağına sıcağına tadına baktıktan sonra,dolabın derinliklerine gönderip, özel kahvaltılarda o derinlikden çıkarıp, bunları ben yaptım demek,hakikaten eğlenceli.:)