
Nihayet resimlerini yayınladığım ilk iftar soframın tariflerinden en merak edilen gökçesu pilavı tarifi ile karşınızdayım 🙂
Yazı yazmak çok hoşuma gidiyor fakat,tarifleri yazarken bir gerginlik seziyorum kendimde.Sanırım bunun sebebi,tarifler yazılırken belli ölçülere göre yazılması gerekliliği 🙂 İçimden geldiği gibi yazamamam..
Hayatım boyunca dikkat verilip yapılması gereken işler sıkıcı gelmiştir.Mesela benim ezberimde hiç bir pasta veya kek tarifi yoktur 🙂 Pasta veya yemek tarifi etmeye kalksa birisi, dikkatimi toparlayıp anlamak için çok çaba sarfetmem gerekir.
Ama izlediğim bir filmi,okuduğum bir kitabı veya herhangi bir olayı bir çırpıda anlatabilirim,yazabilirim.:)
Yemek hakkında çok şeyler yazarım ve hiç sıkılmam,ama tarifi yazmaya gelince bi kasıntı oluşur her ne hikmetse. 🙂 Bunu şöyle algılamaya başladım; öğrencisindir,çalışman gereken ödevlerin vardır,başka kitapları okumak çok zevkli gelir,fakat ders kitapları sıkar seni..İlk başta istemeye istemeye alırsın eline kitabı,fakat okudukça ve anlamaya başladıkça hoşuna gitmeye başlar.:)
E o zaman neden yemek tarifleri yazıyorsun? diye sorulacak olursa 🙂 Madem yazıyorum bişeyler,kuru kuru olmasın 🙂 hem muhabbet hem yemek daha iyi gider düşüncesiyle,ve bana zor gelen şeyleri sevebilmek adına yazıyorum.:)
Geçtiğimiz kış,hazır giyim kursuna gitmiştim.Diğer bir deyişle;”Moda tasarım :)” Orda da,kalıpları çıkartmak,milimi milimine teel almak,pür dikkat modele odaklanmak çok sıkıcı gelmiş ve defalarca hocamın ”Çok sabırsızsın” cümlesinin muhatabı olmuştum.Fakat zaman içerisinde sevmeye başlamış ve kısa sürede ortaya güzel şeyler çıkartabilmiştim.Bu güzel şeylere bakmak için buraya tıklayabilirsiniz :)..Hülasa insanın sevdiği şeyleri yapması çok güzel evet ama,azıcık gayretle hoşuna gitmeyeni de zevkli hale dönüştürebilmesi kendi elinde..
Net alemine giriş yapmamdaki en büyük etken,arkadaşlarımızla toplandığımız ve birbirinden enfes pastalar,börekler,çörekler hazırlayarak günümüzü ziyafete çevirdiğimiz günlerde,onların pasta muhabbetlerine fransız kalmam ve kendi davetimde menüyü başkalarına hazırlatmam oldu 🙂
Evet itiraf ediyorum 🙂 Ben pastaları kendim yapmıyordum,komşularım veya annem yapıp o gün getiriyorlardı 🙂 Tarifini sordukları zaman”Üzümünü ye bağını sorma.” diyerek müzip bir gülüş yerleşince yüzüme,olayı anlıyordu zaten zeki arkadaşlarım 🙂 Ve sonrasında değmeyin muhabbete;
-Akşama yemeği kime yaptıracaksın?
-Çay ve şeker servisi için de bi komşunu çağırsaydın ya:)
-İkramları tabaklara koyarken çok yoruldun mu ? vs.vs. 🙂
Baktım olacak gibi değil, bir karar aldım 🙂 Dedim ki kendime ;
”Zeliha,bişeyler yapman ve bu yeme-içme olayını zevkli hale getirmen lazım.Yoksa beceriksiz biri olarak göçüp gideceksin bu dünyadan.Yarın öldüğün zaman arkandan,”Rahmetli iyi insandı ama,bir pasta yapmayı bile beceremezdi,sağa sola yaptırırdı herşeyini,yine de ruhu şad olsun,çayını içtik en azından,onu da pek beceremezdiya neyse…” diyecekler,silkelen ve kendine gel .!Bunu yapabilirsin.Sana güveniyorum.” :))
Sonra bir site açtım,farklı bir formatı vardı,çok yordu beni,ama heyecanla yazıyordum..Yaptığım şeyleri başkalarıyla paylaşma fikri,daha özenmeme ve dikkatli yapmama sebep olduğu için,ortaya çıkan sonuç beni çok mutlu etmeye başladı..Ve keyif almaya başladım yemek yapmaktan,pasta börek hazırlamaktan..
Ve sitemi açtıktan sonra ilk günümde,gece yarılarına kadar uyumayarak arkadaşlarım için enfes sayılabilecek tariflerden oluşan güzel bir masa hazırladım.Onları şaşırtmak güzeldi 🙂 o masamın resmi elim bir kaza sonucu silindi malesef.Ama bişeyler yapabiliyor olmanın verdiği haz bambaşkaydı 🙂 Ve o gün bugündür fırsat buldukça bişeyler yapmaya çalışıyorum..
Uzattıkca uzattım yine 🙂 Hem enine hem boyuna 🙂 Ama iyi ki blogger dayim ve iyi ki burdaki birbirinden güzel insanları tanıdım..En güzel tarafı da bu zaten.Hepinizden öğreneceğim çok şey var.
Sizi seviyorum 🙂 Tüm iyi insanları 🙂
O zaman pilavın tarifine geçebilirim yavaştan.:) Tarif Oktay usta’nın ”seçme yemekler” kitabından..Burda yayınladığım diğer bir çok tarif ve yayınlayacaklarım gibi 🙂 Kaynağım sağlam yani..Acemiliğimden bahsettimya ,sakın korkmayın 🙂 tarifler tutmaz gibisinden.Tutmayan tarifi yazmam kesinlikle,gelişi güzel de yazmam.Deneyip tam not vermişsem yazarım ancak.Becerikli değilsem de damak tadım iyidir.Bana güvenin 🙂
O zaman pilavın tarifine geçebilirim yavaştan.:) Tarif Oktay usta’nın ”seçme yemekler” kitabından..Burda yayınladığım diğer bir çok tarif ve yayınlayacaklarım gibi 🙂 Kaynağım sağlam yani..Acemiliğimden bahsettimya ,sakın korkmayın 🙂 tarifler tutmaz gibisinden.Tutmayan tarifi yazmam kesinlikle,gelişi güzel de yazmam.Deneyip tam not vermişsem yazarım ancak.Becerikli değilsem de damak tadım iyidir.Bana güvenin 🙂
Gökçesu pilavı daha önce de yaptığım ve kolay kolay yemek beğenmeyen kuzenlerimin bile çok hoşlandığı bir tarif..
Zengin görünümü ve nefis tadıyla sofralarınızda yer almayı fazlasıyla hak ediyor..
Ve işte tarifi 🙂
GÖKÇESU PİLAVI :
malzemeler:
– 1,5 su bardağı baldo pirinç
-1 adet havuç
-1 su bardağı haşlanmış nohut
-1 çay bardağı iri kıyılmış ceviz
-1 tutam dereotu (Ben maydonoz kullandım)
-tuz
-3 yemek kaşığı sıvıyağ
-su
hazırlanması:
1-Pirinçler derin bir kap içine alınır bir tutam tuz ve üzerini örtecek kadar ılık su konulup 20-25 dakika bekletilir.
2-Bekletilen pirinçler güzelce yıkanıp suyu süzülür.
3-Sıvıyağ tencereye alınır ve pirinçler ilave edip kavrulur.
4-Havuç rendelenip,pirince eklenip karıştırılır.
5-Haşlanmış nohut,tuz ve yeteri kadar da su ilave ederek pilav pişmeye bırakılır.
6-Piştikden sonra,5 dakika kadar dinlendirip,iri çekilmiş ceviz ve ince doğranmış,maydonoz veya dereotu, hangisi arzu edilirse konulup servis yapılır ..
Bu kadar basit 🙂 Herkese afiyet olsun..Gönül dolusu sevgiler..