
TAHİNLİ KURABİYE
Malzemeler:
- 1 su bardağı sıvı yağ
- 1 su bardağı pudra şekeri
- 1 su bardağı tahin
- Yarım su bardağı dövülmüş ceviz
- 1 paket vanilya
- Aldığı kadar un
Hazırlanması:
- Sıvıyağ,tahin,ceviz, pudra şekeri ve vanilyayı karıştırma kabına alıp, kolayca yuvarlayabileceğimiz kıvama gelene kadar üzerine azar azar un ilave ediyoruz.
- Toparladığımız hamurdan cevizden daha küçük parçalar kopartıp yuvarladıktan sonra yağlı kağıt serdiğimiz fırın tepsisine yerleştiriyoruz.
- 180 derecede üzerleri çatlayana kadar pişiriyoruz.
Öyle böyle de değil üstelik!
Aylardır duyduğum hasreti dindirip,ince ince yağışıyla sarmaş dolaş olmak, altında ıslanmak, üşümek,titremek istercesine hem de!
Vay sen misin yağmuru,kışı o kadar özleyen, neredeyse 2 haftadır, yine mi güneş,yine mi gelmedi kış diye hayıflanıp duran!
Günlük güneşlik bir güne uyandım dün, o güneş tam da balkondan içeri süzülüp, balkon camındaki izleri gözüme iliştirince,rahat edemedim,dedim parlatayım da,tertemiz kalsın evim.
Bir yere gideceğim zaman, döndüğümde beni derli toplu bir evin karşılaması kadar mutlu eden şey yoktur.
O mutluluğu kendime yaşatmak adına aldım elime cam bezimi, güzel güzel silerken bir gürültü bir patırtı!
Dedim noluyo?
Bir de baktım ki,daha 5 dakika önce günlük güneşlik olan gökyüzünde,bir asabiyet,bir hırçınlık, anlatamam görmen lazım!
Bir de üstüne rüzgar çıkmasın mı?
Kendimi içeriye zor attım desem hiç de abartmış olmam.
Beni bilen bilir,bit kadarcık birşeyim.
O rüzgarda,fırtına kıyamette yanılıp şaşıp,balkonda 1-2 dk. durmaya kalksam, yaprak misali uçuruveririm.:)
Zira koca koca ağaçları kökleyen kasırga için bit kadar bile gelmeyeceğimden gayet eminim.:)
Neyse attım ya kendimi içeriye,rüzgarın hışmından kurtulmak ne mümkün!
Öyle bir uğultu,öyle bir ses var ki, kendimi korku filminde gibi hissedip,pusup kaldım bir köşeye.
Az sonra,rüzgar sesini kesip ben de kendime gelince de bir gülmedir aldı beni.:)
Ah Zeliha,dedim, kaprisin biri bin para,triplerin desen ona keza!
Sanki dünyayı sen kurtaracakmışsın gibi hallerin,tavırların,streslerin vs.lerin..
Bir mükemmeliyetçilik,bir dediğim dediklik,bi bişeylik falan filan!
Lakin azıcık şiddetli bir fırtına bile seni herşeyden vazgeçirip,bir köşede öylece oturtmaya yetti, hani nerde kendini heder etmelerin?
İnsan normalde büyük olaylar yaşamayınca,büyük korkular atlatmayınca,tezgahın sararan yerini, aldıktan sonra rengini beğenmediği elbisesini, bir türlü büyümeyen fesleğenini, yetiremediği vakti,dışardan gelen araba seslerini ve daha bir çok şeyi dert ediniyormuş.
Hiç bişey bulamazsa, güneşe kafayı takıp, artık yağmur istiyorum diye kapris yapabiliyor ve sonucunda da dersini alabiliyormuş!
Bundan böyle,soğuk,sıcak,nem,rüzgar demeden, ayrım gayrım etmeden, Allah’ın işine gereksiz sözlerim ve düşüncelerimle müdahale etmeden, hele hele ufacık şeyleri kendime yük etmeden, mutlu mesut yaşamak istiyorum.:)
Dilerim becerebilirim..:)